SOSYAL MEDYA HESAPLARI KAPATILARAK UYGULANAN SANSÜRÜ ÜÇ AYRI BAKANLIĞA SORDUK

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Aşağıdaki soruların Ulaştırma Ve Altyapı Bakanı Abdulkadir URALĞOLU tarafından Anayasa’nın 98’inci ve İçtüzüğün 96’ncı ve 99’uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

İbrahim AKIN

İzmir Milletvekili

Türkiye’de son dönemde sosyal medya hesaplarının “millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması” gerekçesiyle erişime engellenmesi veya Türkiye’den görünmez hale getirilmesi giderek olağanlaştırılan bir uygulamaya dönüşmektedir.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından 2026 yılının ilk yedi ayında 6.644 sosyal medya hesabı hakkında erişim engeli tedbiri uygulandığı açıklanmıştır. Aynı Başkanlığın 4 Eylül 2026 tarihli açıklamasında ise yalnızca son iki ayda 2.034 hesabın erişime engellendiği bildirilmiştir.

Daha da dikkat çekici olan, son günlerde erişim engeli getirilen hesaplar arasında gazetecilerin, basın kuruluşlarının, akademisyenlerin ve ekonomi/finans alanında çalışan kişilerin bulunmasıdır. İfade Özgürlüğü Derneği’nin EngelliWeb arşivinde, bu hesapların önemli bölümünün 5651 sayılı Kanun’un 8/A maddesi kapsamında “millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması” gerekçesiyle engellendiği belirtilmektedir.

Kamuoyuna açıklanan kararların önemli bölümünde hangi somut paylaşımın, hangi somut eylemin veya hangi somut tehdidin “millî güvenlik” bakımından tehlike oluşturduğu açıklanmamakta, hesap sahipleri de kendilerine yeterli ve somut gerekçe bildirilmediğini ifade etmektedir.

Daha vahim olan ise erişimi engellenen bazı kişilerin yeni hesap açmalarının ardından, bu hesapların henüz herhangi bir paylaşım yapma imkânı dahi bulamadan saatler içinde yeniden engellenmesidir. Bu durum, müdahalenin belirli içeriklere yönelik olmaktan çıkıp doğrudan belirli kişilerin kimliklerine yönelen bir uygulamaya dönüştüğünü göstermektedir.

Bu çerçevede:

  1. 2025 ve 2026 yıllarında bugüne kadar 5651 sayılı Kanun’un 8/A maddesi kapsamında kaç sosyal medya hesabı hakkında erişim engeli kararı uygulanmıştır? Bu hesapların yıllara, aylara, platformlara ve karar gerekçelerine göre dağılımı nedir?
  2. Bu hesapların kaçında somut olarak hangi paylaşım veya içerik nedeniyle erişim engeli uygulanmıştır? Bakanlığınız bu içeriklerin sayısını ve hukuki gerekçelerini neden kamuoyuyla düzenli olarak paylaşmamaktadır?
  3. “Millî güvenlik” gerekçesiyle erişim engellenen hesaplar bakımından millî güvenliği tehdit ettiği ileri sürülen somut fiil veya içerik nedir? Bu tehdidin tespitinde kullanılan objektif kriterler nelerdir?
  4. 5651 sayılı Kanun’un 8/A maddesinde öngörülen “gecikmesinde sakınca bulunan hâl” şartı, bir gazetecinin, akademisyenin veya başka bir yurttaşın sosyal medya hesabı bakımından hangi somut koşullarda gerçekleşmiş kabul edilmektedir?
  5. Erişim engeli getirilen hesap sahiplerine, hangi paylaşım veya eylemleri nedeniyle engellendikleri açık ve somut biçimde bildirilmekte midir? Bildirilmiyorsa bunun hukuki gerekçesi nedir?
  6. Aynı kişinin erişimi engellenen hesabının yerine açtığı yeni hesabın, henüz hiçbir paylaşım yapılmadan veya yeni bir hukuka aykırı içerik oluşturulmadan saatler içinde yeniden engellenmesinin hukuki dayanağı nedir?
  7. Yeni hesabın herhangi bir içeriği değil, doğrudan hesabın sahibi olan kişinin kimliği nedeniyle engellenmesini mümkün kılan açık bir kanuni düzenleme bulunmakta mıdır?
  8. Bakanlığınız, erişim engellerinin belirli kişilerin siyasi görüşleri, gazetecilik faaliyetleri, akademik çalışmaları veya hükümet politikalarına yönelik eleştirileri nedeniyle uygulanmadığını hangi denetim mekanizmalarıyla güvence altına almaktadır?
  9. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın sosyal medya hesaplarının izlenmesi, analiz edilmesi ve erişim engeli süreçlerindeki rolü nedir? Başkanlığın BTK’ya veya başka kurumlara hesapların engellenmesi yönünde doğrudan veya dolaylı bildirimde bulunması söz konusu olmuş mudur? Başkanlığın böyle bir yetkisi var mıdır?
  10. Bakanlığınızın elinde, erişim engeli getirilen hesapların sahiplerinin kimlik bilgileri üzerinden oluşturulmuş bir “risk”, “tehdit” veya benzeri sınıflandırma sistemi bulunmakta mıdır?
  11. Sosyal medya hesaplarının erişime engellenmesine ilişkin olarak kamuoyuna düzenli, ayrıntılı ve denetlenebilir istatistikler yayımlamayı düşünüyor musunuz?
  12. “Millî güvenlik” kavramının, hükümeti veya kamu kurumlarını eleştiren gazetecilerin ve yurttaşların sosyal medya hesaplarının engellenmesinde geniş ve sınırsız bir gerekçe haline gelmesini önlemek için Bakanlığınızın herhangi bir denetim mekanizması bulunmakta mıdır?

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Aşağıdaki soruların İçişleri Bakanı Mustafa ÇİFTÇİtarafından Anayasa’nın 98’inci ve İçtüzüğün 96’ncı ve 99’uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

İbrahim AKIN

İzmir Milletvekili

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, 2026 yılında sosyal medya alanında yürütülen çalışmalarda Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı, Cumhuriyet Başsavcılıkları ve BTK ile koordinasyon içinde hareket edildiğini açıklamaktadır. 4 Eylül 2026 tarihli açıklamaya göre yalnızca son iki ayda 2.034 sosyal medya hesabı hakkında erişim engeli uygulanmıştır.

Bu açıklamalar, Türkiye’de sosyal medya alanında yalnızca münferit yargı kararlarından oluşan bir sistem bulunmadığını, Emniyet, savcılıklar, BTK, İletişim Başkanlığı ve diğer kurumların dahil olduğu kapsamlı bir dijital takip ve müdahale mekanizmasının işletildiğini göstermektedir. Bu mekanizmanın sınırlarının ne olduğu ise kamuoyu açısından yeterince açık değildir.

Özellikle bazı gazetecilerin, akademisyenlerin ve kamuoyunca bilinen kişilerin hesapları erişime engellendikten sonra aynı kişilerin yeni hesaplarının da çok kısa süre içerisinde kapatılması, devlet kurumlarının belirli kişileri içeriklerinden bağımsız olarak takip veya risk kategorisine alıp almadığı sorusunu gündeme getirmektedir.

Erişimi engellenen bazı kişilerin yeni hesap açmalarının ardından, bu hesapların henüz herhangi bir paylaşım yapma imkânı dahi bulamadan saatler içinde yeniden engellenmesidir. Bu durum, müdahalenin belirli içeriklere yönelik olmaktan çıkıp doğrudan belirli kişilerin kimliklerine yönelen bir uygulamaya dönüştüğünü göstermektedir.

Bu çerçevede:

  1. Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından 2025 ve 2026 yıllarında kaç sosyal medya hesabı hakkında inceleme veya teknik analiz yapılmıştır?
  2. Sosyal medya kullanıcılarının siyasi görüşleri, gazetecilik faaliyetleri, sendikal faaliyetleri, akademik çalışmaları veya hükümet politikalarına yönelik eleştirileri herhangi bir güvenlik/risk değerlendirmesinin kriteri olarak kullanılmakta mıdır?
  3. Emniyet birimlerinde sosyal medya kullanıcılarına ilişkin “riskli hesap”, “tehdit hesabı”, “provokatif hesap” veya benzeri kategoriler oluşturulmuş mudur?
  4. Böyle bir sınıflandırma mevcutsa, bu kategorilere alınmanın objektif kriterleri nelerdir?
  5. Bir sosyal medya hesabının daha önce erişime engellenmiş olması, aynı kişinin daha sonra açacağı başka bir hesabın herhangi bir paylaşım yapmadan riskli kabul edilmesine hukuki dayanak oluşturmakta mıdır?
  6. Aynı kişinin açtığı yeni hesapların, yeni bir içerik paylaşılmadan kısa süre içerisinde tespit edilmesi ve engellenmesi halinde, bu hesapların hangi teknik veya istihbari yöntemlerle tespit edildiği konusunda Bakanlığınızın açıklaması nedir?
  7. Emniyet birimleri sosyal medya platformlarından kullanıcıların IP adresi, cihaz bilgisi, telefon numarası, e-posta adresi veya diğer kişisel verilerini hangi hukuki prosedür kapsamında talep etmektedir?
  8. 2025 ve 2026 yıllarında sosyal medya şirketlerinden kullanıcı bilgisi talep edilen hesap sayısı kaçtır? Bu taleplerin kaçında herhangi bir ceza soruşturması veya mahkeme kararı bulunmaktadır?
  9. “Dezenformasyon”, “provokasyon”, “psikolojik harekât” ve “millî güvenlik tehdidi” kavramlarının Emniyet tarafından sosyal medya hesaplarının izlenmesi bakımından tanımlanmış ve yazılı objektif kriterleri var mıdır? Varsa bu kriterler kamuoyuna açıklanacak mıdır?
  10. Bakanlığınız, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının düşünceleri ve iktidara yakınlık veya karşıtlık gibi siyasal nedeniyle güvenlik soruşturmasına veya dijital takibe konu edilmemesini güvence altına almak için hangi mekanizmaları işletmektedir?
  11. Son iki yılda sosyal medya faaliyetleri nedeniyle hakkında inceleme yapılan kişilerden kaçının herhangi bir suçtan mahkûmiyeti bulunmaktadır?
  12. Kaç kişi hakkında yapılan inceleme herhangi bir suç isnadı veya soruşturmasıyla sonuçlanmıştır?
  13. Bakanlığınız, sosyal medya kullanıcılarının siyasi veya ideolojik kimlikleri üzerinden izlenmediğini ve kategorize edilmediğini taahhüt etmekte midir?

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Aşağıdaki soruların Adalet Bakanı Akın GÜRLEKtarafından Anayasa’nın 98’inci ve İçtüzüğün 96’ncı ve 99’uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

İbrahim AKIN

İzmir Milletvekili

Türkiye’de sosyal medya hesaplarına erişim engeli uygulanması, özellikle 5651 sayılı Kanun’un 8/A maddesindeki “millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması” gerekçesi üzerinden giderek daha yaygın bir uygulamaya dönüşmektedir.

Ancak “millî güvenlik” gibi sınırları geniş ve yoruma açık bir kavramın, somut bir suç isnadı veya somut bir tehlike ortaya konulmaksızın sosyal medya hesaplarının susturulmasının genel gerekçesine dönüşmesi, ifade ve basın özgürlüğü bakımından ciddi sorunlar yaratmaktadır.

Anayasa Mahkemesi, 8/A mekanizmasının istisnai olduğunu ve ancak gecikmesinde sakınca bulunan, ivedilikle müdahale edilmesi gereken hallerde işletilmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Buna rağmen 2026 yılında çok sayıda gazeteci, akademisyen ve basın kuruluşunun sosyal medya hesaplarının “millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması” gerekçesiyle engellendiği bildirilmektedir. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından 2026 yılının ilk yedi ayında 6.644 sosyal medya hesabı hakkında erişim engeli tedbiri uygulandığı açıklanmıştır. Aynı Başkanlığın 4 Eylül 2026 tarihli açıklamasında ise yalnızca son iki ayda 2.034 hesabın erişime engellendiği bildirilmiştir.

Daha da dikkat çekici olan, son günlerde erişim engeli getirilen hesaplar arasında gazetecilerin, basın kuruluşlarının, akademisyenlerin ve ekonomi/finans alanında çalışan kişilerin bulunmasıdır.

Daha vahim olan ise erişimi engellenen bazı kişilerin yeni hesap açmalarının ardından, bu hesapların henüz herhangi bir paylaşım yapma imkânı dahi bulamadan saatler içinde yeniden engellenmesidir. Bu durum, müdahalenin belirli içeriklere yönelik olmaktan çıkıp doğrudan belirli kişilerin kimliklerine yönelen bir uygulamaya dönüştüğünü göstermektedir.

Bu çerçevede:

  1. 2025 ve 2026 yıllarında sosyal medya hesaplarına erişim engeli gerekçesiyle kaç soruşturma başlatılmıştır?
  2. Hakkında soruşturma açılan kişilerin kaçının hesabı aynı zamanda “millî güvenlik” gerekçesiyle erişime engellenmiştir?
  3. Erişim engeli uygulanan bir kişinin hakkında herhangi bir ceza soruşturması veya kovuşturma bulunmaması halinde, söz konusu hesabın hangi somut gerekçeyle “millî güvenlik tehdidi” olarak değerlendirildiği nasıl denetlenmektedir?
  4. Erişim engeli kararlarında yalnızca “millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması” şeklindeki genel ifadelerin kullanılması yeterli kabul edilmekte midir? Somutlaştırma yükümlülüğü bakımından Bakanlığınızın görüşü nedir?
  5. 2026 yılında sulh ceza hâkimliklerince sosyal medya hesaplarına ilişkin verilen erişim engeli kararlarının kaçında karar gerekçesinde belirli bir içerik, paylaşım, tarih ve URL açıkça gösterilmiştir?
  6. Aynı kişinin yeni açtığı hesabın herhangi bir paylaşım yapmadan saatler içinde erişime engellenmesinin, “içeriğe yönelik müdahale” değil “kişiye yönelik müdahale” niteliği taşıyıp taşımadığı konusunda Bakanlığınızın değerlendirmesi nedir?
  7. Hakkında herhangi bir kesinleşmiş mahkûmiyet bulunmayan gazeteci, akademisyen veya yurttaşların “potansiyel tehdit” olarak değerlendirilmesine imkân veren açık bir hukuki düzenleme var mıdır?
  8.  “Millî güvenlik” gerekçesiyle erişimi engellenen kişilere, haklarındaki kararın gerekçesine etkili biçimde erişebilme ve karara itiraz edebilme imkânı sağlanmakta mıdır?
  9. Bakanlığınız, sosyal medya erişim engellerinde yargısal denetimin gerçek ve etkili olması için kararların kamuya açık, somut ve denetlenebilir gerekçeler içermesini sağlamak amacıyla herhangi bir çalışma yürütmekte midir?
  10. Bir yurttaşın yalnızca hükümet politikalarını eleştirmesi, kamu görevlilerinin uygulamalarını sorgulaması veya kamuoyunda tartışmalı konularda farklı görüş açıklaması tek başına “millî güvenlik” tehdidi olarak değerlendirilebilir mi?
  11. Değerlendirilemez ise, Bakanlığınız son dönemde bu gerekçeyle engellenen hesapların hukuka uygunluğunu incelemek üzere kapsamlı bir yargısal ve idari denetim başlatacak mıdır?

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*