TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Aşağıdaki soruların Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat KURUM tarafından Anayasa’nın 98’inci ve İçtüzüğün 96’ncı ve 99’uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
İbrahim AKIN
İzmir Milletvekili
Denizli, hem tarımsal üretim kapasitesi hem de biyolojik çeşitliliği açısından Ege Bölgesi’nin kritik illerinden biridir. İl genelinde zeytinlikler, bağ alanları, hayvancılık meraları ve yeraltı–yerüstü su kaynakları, bölge halkının temel geçim kaynaklarını oluşturmaktadır. Buna rağmen, madencilik ruhsatlarının bu alanlarla çakışacak veya doğrudan etkileyecek şekilde verilmesi, tarım ve çevre politikaları arasında ciddi bir uyumsuzluk ve planlama krizi bulunduğunu göstermektedir.
Madencilik faaliyetlerinin yol açtığı toprak kaybı, su kirliliği, ağır metal birikimi ve ekosistem parçalanması, yalnızca bugünü değil gelecek kuşakların yaşam hakkını da tehdit etmektedir. Özellikle siyanürlü altın madenciliği ve benzeri faaliyetlerin, dünyada ve Türkiye’de yarattığı tahribatlar bilinirken; Denizli’de bu risklerin önleyici ve bilimsel bir yaklaşımla ele alınıp alınmadığı kamuoyu tarafından bilinmemektedir.
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın asli görevi, tarım alanlarını ve orman varlığını korumak iken; bu alanların madencilik faaliyetlerine açılması, kamu yararı kavramının tersyüz edilmesi anlamına gelmektedir. Kalkınma, yalnızca maden çıkarımıyla ölçülemez; gıda güvencesi, suya erişim ve sağlıklı çevre de kalkınmanın temel bileşenleridir. Denizli’deki uygulamalar, bu bütüncül yaklaşımın terk edildiği yönünde güçlü kaygılar doğurmaktadır.
Bu bağlamda;
- Denizli’de satılığa çıkarılan ve devredildiği iddia edilen 57 maden ruhsat sahasının her biri için ÇED süreçleri hangi aşamadadır?
- Bu projelere ilişkin ÇED ilanları hangi tarihlerde, hangi yöntemlerle ve hangi yerel mecralarda kamuoyuna duyurulmuştur?
- Halkın katılımı toplantılarına kaç kişi katılmış, bu toplantılarda iletilen itiraz ve görüşler ÇED raporlarına nasıl yansıtılmıştır?
- Bakanlığınız, Denizli’de ÇED “Gerekli Değildir” kararı verilen maden projelerinin sayısını ve bu kararların hangi gerekçelerle alındığını kamuoyuna açıklamayı düşünmekte midir?
- ÇED süreçleri tamamlanmadan ruhsat devri veya ihale işlemi yapılan maden sahaları bulunmakta mıdır; bulunuyorsa bu uygulamanın hukuki dayanağı nedir?
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Aşağıdaki soruların Tarım ve Orman Bakanı İbrahim YUMAKLI tarafından Anayasa’nın 98’inci ve İçtüzüğün 96’ncı ve 99’uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
İbrahim AKIN
İzmir Milletvekili
Denizli, hem tarımsal üretim kapasitesihem de biyolojik çeşitliliği açısından Ege Bölgesi’nin kritik illerinden biridir. İl genelinde zeytinlikler, bağ alanları, hayvancılık meraları ve yeraltı–yerüstü su kaynakları, bölge halkının temel geçim kaynaklarını oluşturmaktadır. Buna rağmen, madencilik ruhsatlarının bu alanlarla çakışacak veya doğrudan etkileyecek şekilde verilmesi, tarım ve çevre politikaları arasında ciddi bir uyumsuzluk ve planlama krizibulunduğunu göstermektedir.
Madencilik faaliyetlerinin yol açtığı toprak kaybı, su kirliliği, ağır metal birikimi ve ekosistem parçalanması, yalnızca bugünü değil gelecek kuşakların yaşam hakkını da tehdit etmektedir. Özellikle siyanürlü altın madenciliği ve benzeri faaliyetlerin, dünyada ve Türkiye’de yarattığı tahribatlar bilinirken; Denizli’de bu risklerin önleyici ve bilimsel bir yaklaşımla ele alınıp alınmadığı kamuoyu tarafından bilinmemektedir.
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın asli görevi, tarım alanlarını ve orman varlığını korumak iken; bu alanların madencilik faaliyetlerine açılması, kamu yararı kavramının tersyüz edilmesi anlamına gelmektedir. Kalkınma, yalnızca maden çıkarımıyla ölçülemez; gıda güvencesi, suya erişim ve sağlıklı çevre de kalkınmanın temel bileşenleridir. Denizli’deki uygulamalar, bu bütüncül yaklaşımın terk edildiği yönünde güçlü kaygılar doğurmaktadır.
Bu bağlamda;
- Denizli’de ruhsatlandırılan maden sahalarının kaç tanesi tarım arazisi, orman alanı veya su havzası sınırları içinde yer almaktadır?
- Bu sahalar için tarımsal üretim, hayvancılık ve su kaynaklarına ilişkin etki analizleri yapılmış mıdır? Yapıldıysa sonuçları nelerdir?
- Bakanlığınız, tarım ve orman alanlarının madencilik faaliyetleri nedeniyle geri dönüşü olmayan biçimde tahrip edilmesini önlemek için hangi somut önlemleri almayı planlamaktadır?
- Denizli’de madencilik ruhsatı verilen alanlarda, maden faaliyeti sona erdiğinde toprağın ve ekosistemin rehabilitasyonu için şirketlerden hangi teminatlar alınmaktadır?
- Tarım arazileri ve meralar üzerinde madencilik faaliyetlerine izin verilmesinin, gıda güvencesi ve kırsal nüfusun geçim kaynakları üzerindeki etkilerine dair Bakanlığınızın yaptığı bütüncül bir çalışma bulunmakta mıdır?
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Aşağıdaki soruların Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan BAYRAKTAR tarafından Anayasa’nın 98’inci ve İçtüzüğün 96’ncı ve 99’uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
İbrahim AKIN
İzmir Milletvekili
Madencilik ruhsatlandırma süreçleri, doğrudan doğruya yerel halkın yaşam alanlarını, mülkiyet haklarını ve sağlık koşullarını etkilemektedir. Buna rağmen, Denizli’de yürütülen süreçlerde yurttaşların büyük bir bölümünün ruhsatlardan, ihale süreçlerinden ve proje kapsamlarından son derece geç ve eksik biçimde haberdar olduğu görülmektedir. Bu durum, bilgi edinme hakkının fiilen engellenmesi anlamına gelmektedir.
Demokratik bir hukuk devletinde, yurttaşların yaşadıkları coğrafya hakkında alınan kararlara katılması bir lütuf değil, anayasal bir haktır. Aarhus Sözleşmesi ve çevre hukuku ilkeleri, çevresel karar alma süreçlerinde halkın erken aşamada bilgilendirilmesini ve etkin katılımını zorunlu kılmaktadır. Ancak Denizli örneğinde, ruhsat süreçlerinin merkezi idare tarafından kapalı kapılar ardında yürütüldüğü, itiraz mekanizmalarının ise etkisiz bırakıldığı yönünde yaygın bir kanaat oluşmuştur.
Yerel halkın rızası olmaksızın yürütülen bu projeler, yalnızca çevresel tahribat yaratmamakta; aynı zamanda toplumsal gerilimleri, güvensizliği ve adalet duygusunun zedelenmesinide beraberinde getirmektedir. Devletin görevi, şirketlerin yatırım kolaylığını sağlamak değil; yurttaşların haklarını korumaktır.
Bu bağlamda;
- Denizli’de ruhsatlandırılan maden projeleriyle ilgili olarak yerel halka yönelik kaç bilgilendirme toplantısı yapılmıştır?
- Bakanlığınız, yerel halkın bilgi edinme, itiraz ve dava açma haklarını güçlendirmek amacıyla yeni bir düzenleme yapmayı planlamakta mıdır?
- Denizli’de ruhsat verilen maden sahalarının kaç tanesi için yerel halk, muhtarlıklar veya belediyeler tarafından resmî itiraz veya dava süreci başlatılmıştır?
- Bakanlığınız, maden ruhsatlandırma süreçlerinde yerel yönetimlerin ve halkın görüşünü bağlayıcı biçimde dikkate alacak bir düzenleme yapmayı gündemine almış mıdır?
Bir yanıt bırakın