TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Aşağıdaki soruların Adalet Bakanı Yılmaz TUNÇ tarafından Anayasa’nın 98’inci ve İçtüzüğün 96’ncı ve 99’uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
İbrahim AKIN
İzmir Milletvekili
İzmir ili Çeşme ilçesi Alaçatı Mahallesi 4165 ada 1 parselde yürütülen ve kamuoyunda “Port Alaçatı” olarak bilinen projeye ilişkin, biri bireysel başvurulara, diğeri ise Çeşme Yarımada Çevre Derneği tarafından yapılan başvurulara dayanan iki ayrı suç duyurusu Çeşme Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunulmuştur. Bu suç duyurularında; mühürlü bir inşaat alanında faaliyetlerin devam ettirilmesi, ruhsata aykırı ve yoğunluk artırıcı yapılaşma, doğal sit alanında izinsiz kazı, dolgu ve kanal açma işlemleri, azmak alanlarının doldurulması, çevrenin kasten kirletilmesi, kaçak hafriyat dökümü, kaçak elektrik ve su kullanımı ile tapusuz ve iskânsız yapılarda fiili yaşam başlatılması gibi son derece ağır ve çok sayıda suç iddiası ayrıntılı biçimde ortaya konulmuştur.
Söz konusu suç duyuruları soyut iddialara değil, İzmir Bölge İdare Mahkemesi’nin imar planlarını iptal eden kararlarına, Çeşme Belediyesi tarafından düzenlenen yapı tatil zaptına, mühürleme tutanaklarına, belediye yazışmalarına, fotoğraf ve video kayıtlarına ve basında yer alan çok sayıda habere dayanmaktadır. Buna rağmen, suç tarihleri 2020–2024 yılları arasını kapsayan, çevre ve kamu düzeni açısından telafisi imkânsız sonuçlar doğurma potansiyeli bulunan bu eylemler hakkında, aradan geçen uzun süreye karşın savcılık makamlarınca etkin, hızlı ve caydırıcı bir soruşturma yürütülmediği görülmektedir.
Özellikle 09.08.2022 tarihinde mühürlenen bir inşaatta faaliyetlerin açıkça devam ettirildiği, mühür bozma suçunun alenen işlendiği, buna rağmen soruşturmanın fiilen sürüncemede bırakıldığı yönündeki bilgiler, cezasızlık algısını derinleştirmektedir. Çevreyi, doğal sit alanlarını ve kamu yararını ilgilendiren bu ölçekteki iddialar karşısında yargının hareketsiz kalması, adaletin kişiye, sermayeye veya siyasal ilişkilere göre farklı işlediği yönündeki toplumsal kanaatleri güçlendirmekte; hukuk devleti ilkesini ağır biçimde zedelemektedir.
Yargının resen harekete geçmesi gereken imar ve çevre suçlarında dahi uzun süre hiçbir ilerleme kaydedilmemesi, yalnızca adli makamların değil, ilgili tüm kamu idarelerinin sorumluluğunu da gündeme getirmektedir. Port Alaçatı örneği, çevreyi ve kamusal alanları tahrip eden büyük ölçekli projelerin fiili bir dokunulmazlık zırhı altında korunduğu yönündeki endişeleri somutlaştırmıştır.
Bu konuyla ilgili olarak:
- Port Alaçatı Projesi ile ilgili olarak Çeşme Cumhuriyet Başsavcılığı’na bugüne kadar kaç ayrı suç duyurusu yapılmıştır?
- Bu suç duyuruları hangi tarihlerde yapılmış olup, her bir dosya kapsamında bugüne kadar hangi adli işlemler gerçekleştirilmiştir?
- Mühür bozma, imar kirliliği, çevrenin kasten kirletilmesi ve sit alanına müdahale gibi ağır suç iddialarına rağmen, neden bugüne kadar herhangi bir iddianame düzenlenmemiştir?
- Anılan dosyalarda keşif, bilirkişi incelemesi veya uzman raporu alınmış mıdır? Alınmamışsa bunun gerekçesi nedir?
- Yargının uzun süre hareketsiz kalmasının kamuoyunda yarattığı cezasızlık algısı hakkında Bakanlığınızın değerlendirmesi nedir?
- Benzer nitelikteki imar ve çevre suçlarında daha hızlı işlem yapıldığı bilinirken, Port Alaçatı dosyalarında yaşanan gecikmenin nedeni nedir?
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Aşağıdaki soruların Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet ŞİMŞEK tarafından Anayasa’nın 98’inci ve İçtüzüğün 96’ncı ve 99’uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
İbrahim AKIN
İzmir Milletvekili
Port Alaçatı Projesi, İzmir ili Çeşme ilçesi Alaçatı Mahallesi 4165 ada 1 parselde yürütülen, marina ve konut ağırlıklı yapısı itibarıyla yüksek bedelli gayrimenkul satışlarının gerçekleştirildiği, önemli sermaye hareketlerinin yaşandığı büyük ölçekli bir yatırım projesidir. Proje kapsamında çok sayıda bağımsız bölümün satışa konu edildiği ve kamuoyuna yansıyan bilgilere göre milyonlarca liralık gelir elde edildiği bilinmektedir.
Ancak projenin imar ve hukuki sürecine ilişkin ciddi tartışmalar ve yargı başvuruları devam ederken, bu satışlardan doğan gelirlerin vergilendirilmesi, tapu harçlarının gerçek satış bedelleri üzerinden yatırılıp yatırılmadığı ve kamuya aktarılması gereken payların tam olarak tahsil edilip edilmediği belirsizliğini korumaktadır. Bu yönüyle Port Alaçatı Projesi, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın vergi denetimi, kamu gelirlerinin korunması ve kamu zararının önlenmesi yönündeki görev alanıyla doğrudan ilişkilidir.
Bu soru önergesi, hukuki durumu tartışmalı bir projeden elde edilen gelirler üzerinden kamu maliyesinin zarara uğratılıp uğratılmadığının ortaya çıkarılmasını amaçlamaktadır.
Bu bağlamda;
- Port Alaçatı Projesi kapsamında yapılan satışlar ve elde edilen gelirler hakkında Bakanlığınızca herhangi bir vergi incelemesi yapılmış mıdır?
- Tapu harçları ve vergi matrahları gerçek satış bedelleri üzerinden beyan edilmiş midir?
- Hukuki durumu tartışmalı olan yapılardan elde edilen gelirler nedeniyle kamu zararının oluşup oluşmadığına dair bir tespit yapılmış mıdır?
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Aşağıdaki soruların Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri ERSOY tarafından Anayasa’nın 98’inci ve İçtüzüğün 96’ncı ve 99’uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
İbrahim AKIN
İzmir Milletvekili
Port Alaçatı Projesi, İzmir Çeşme Alaçatı bölgesinde, doğal sit alanları, kıyı ekosistemleri ve kültürel peyzaj değerleriyle iç içe geçmiş bir alanda konumlanmaktadır. Projenin yer aldığı bölge, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında korunması gereken alanlar arasında yer almakta; bu nedenle her türlü fiziki müdahalenin koruma kurulu kararlarına ve bilimsel koruma ilkelerine uygun olması zorunluluğu bulunmaktadır.
Proje kapsamında sit alanında izinsiz kazı, dolgu ve yapılaşma faaliyetleri yürütüldüğü; doğal ve kültürel mirası tehdit eden uygulamaların uzun süre devam ettiği yönünde ciddi iddialar ve resmi tespitler bulunmaktadır. Bu durum, Port Alaçatı Projesi’ni Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın görev alanı bakımından doğrudan ilgili kılmakta; koruma kurullarının işleyişi, verilen izinler ve denetim mekanizmalarının etkinliği konusunda Bakanlığın sorumluluğunu gündeme getirmektedir.
Dolayısıyla bu soru önergesi, Port Alaçatı Projesi üzerinden kültürel ve doğal mirasın korunmasına ilişkin kamusal yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediğinin ortaya konulmasını amaçlamaktadır.
Bu bağlamda;
- Port Alaçatı Projesi’nin bulunduğu alanın sit statüsü nedir?
- Proje kapsamında sit alanında yapılan faaliyetler için koruma kurullarından alınmış izinler var mıdır?
- İzinsiz müdahale iddiaları hakkında Bakanlığınızca hangi işlemler yapılmıştır?
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Aşağıdaki soruların İçişleri Bakanı Ali YERLİKAYA tarafından Anayasa’nın 98’inci ve İçtüzüğün 96’ncı ve 99’uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
İbrahim AKIN
İzmir Milletvekili
Port Alaçatı Projesi, İzmir’in Çeşme ilçesi Alaçatı Mahallesi sınırları içerisinde, kıyı alanları ve doğal eşikler ile iç içe geçmiş bir bölgede hayata geçirilen, marina, konut ve ticari birimleri kapsayan büyük ölçekli bir yapılaşma projesidir. Proje, hukuki ve idari boyutları itibarıyla uzun süredir kamuoyunun, yerel yönetimlerin ve yargının gündeminde yer almakta; imar mevzuatına aykırılıklar ve idari işlem eksiklikleri nedeniyle yoğun tartışmalara konu olmaktadır.
Bu proje kapsamında Çeşme Belediyesi tarafından 09.08.2022 tarihinde yapı tatil zaptı düzenlenerek inşaat mühürlenmiş olmasına rağmen, mühürleme sonrası dönemde de inşaat faaliyetlerinin fiilen devam ettiği, mühür bozma suçunun işlendiği ve bu duruma karşı etkin bir idari müdahalenin gerçekleştirilmediği iddia edilmektedir. Belediyelerin imar uygulamaları, hukuka uygunluklarının gözetimi ve görevlerini yerine getirip getirmediklerinin denetlenmesi ise İçişleri Bakanlığı’nın yerel yönetimler üzerindeki idari vesayet yetkisi kapsamında bulunmaktadır.
Bu çerçevede Port Alaçatı Projesi, yalnızca bir yerel yönetim uygulaması olarak değil; merkezi idarenin denetim sorumluluğunu ne ölçüde yerine getirdiğini de ortaya koyan somut bir örnek niteliğindedir. Mühürlü bir inşaatta faaliyetlerin sürmesi karşısında İçişleri Bakanlığı’nın harekete geçmemesi, kamu otoritesinin bağlayıcılığını zedelemekte ve idari sorumluluk ilkesini fiilen işlevsiz hâle getirmektedir.
Bu bağlamda;
- Port Alaçatı Projesi sürecinde Çeşme Belediyesi’nin işlem ve ihmallerine ilişkin Bakanlığınızca herhangi bir inceleme veya soruşturma başlatılmış mıdır?
- Mühürlü bir inşaatta faaliyetlerin devam ettiği iddiaları karşısında, ilgili belediye görevlileri hakkında neden idari işlem yapılmamıştır?
- İçişleri Bakanlığı’nın idari vesayet yetkisini bu dosyada etkin biçimde kullanmamasının gerekçesi nedir?
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Aşağıdaki soruların Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat KURUM tarafından Anayasa’nın 98’inci ve İçtüzüğün 96’ncı ve 99’uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
İbrahim AKIN
İzmir Milletvekili
Port Alaçatı Projesi, İzmir ili Çeşme ilçesi Alaçatı Mahallesi’nde, kıyı ekosistemleri, sulak alanlar, azmaklar ve doğal sit alanlarıyla iç içe geçmiş son derece hassas bir bölgede hayata geçirilen büyük ölçekli bir yapılaşma ve turizm projesidir. Proje alanı, doğal su rejimi, flora ve fauna dengesi, kıyı ekosistemi ve yerel biyolojik çeşitlilik açısından korunması gereken bir alan niteliği taşımaktadır. Bu nedenle söz konusu alanda yürütülecek her türlü faaliyetin, çevre hukuku, imar mevzuatı ve ekolojik koruma ilkeleri çerçevesinde azami hassasiyetle ele alınması zorunludur.
Buna karşın Port Alaçatı Projesi kapsamında, düşük yoğunluklu yapılaşma izni verilmiş olmasına rağmen bu sınırların aşıldığı, doğal sit alanlarında izinsiz kazı ve dolgu faaliyetleri yürütüldüğü, azmakların doldurulduğu, projeye dahil olmayan parsellerde kanal açma ve yol yapımı gibi müdahalelerde bulunulduğu, hafriyat atıklarının uygun olmayan alanlara dökülerek çevrenin kasten kirletildiği yönünde ciddi ve çok sayıda iddia bulunmaktadır. Bu müdahalelerin, bölgedeki su dolaşımını bozduğu, doğal yaşam alanlarını tahrip ettiği ve geri dönüşü mümkün olmayan ekolojik zararlar doğurduğu ifade edilmektedir.
Söz konusu çevresel tahribat iddiaları İzmir Bölge İdare Mahkemesi’nin imar planlarını iptal eden kararlarına, Çeşme Belediyesi tarafından düzenlenen yapı tatil zaptına, belediye tespit yazılarına, fotoğraf ve video kayıtlarına ve ulusal ile yerel basında yer alan çok sayıda habere dayanmaktadır. Ayrıca Çeşme Yarımada Çevre Derneği tarafından Çeşme Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan suç duyurusunda, çevrenin kasten kirletilmesi, izinsiz dolgu ve kazı faaliyetleri, kaçak hafriyat dökümü ve sit alanına aykırı uygulamalar ayrıntılı biçimde ortaya konulmuştur.
Bakanlığınızın, çevrenin korunması, ekosistemlerin sürdürülebilirliği, doğal sit alanlarının muhafazası ve imar uygulamalarının denetlenmesi konularında merkezi ve asli sorumluluğu bulunmaktadır. Ancak Port Alaçatı örneğinde, bu denli kapsamlı ve belgeli çevresel tahribat iddialarına rağmen Bakanlığınız tarafından etkili, şeffaf ve caydırıcı bir denetim mekanizmasının işletilmediği; ihlallerin önlenmesi ve çevresel zararın durdurulması yönünde kamuoyuna yansıyan somut bir idari adım atılmadığı görülmektedir.
Yargı mercilerinin harekete geçmemesiyle birlikte idari denetimin de fiilen devre dışı kalması, çevre hukukunun büyük ölçekli projeler karşısında uygulanamaz hâle geldiği yönündeki kaygıları güçlendirmektedir. Bu durum yalnızca Port Alaçatı özelinde değil, Türkiye genelinde çevreyi korumakla yükümlü idarenin işlevini yerine getirip getirmediği sorusunu da gündeme taşımaktadır.
Bu bağlamda;
- Port Alaçatı Projesi’nin bulunduğu alanda Bakanlığınız tarafından bugüne kadar hangi tarihlerde ve hangi kapsamda çevresel ve imar denetimleri yapılmıştır?
- Yapılan denetimlerde doğal sit alanına müdahale, azmak doldurulması, izinsiz kazı ve dolgu faaliyetleri veya ruhsata aykırı yapılaşma tespit edilmiş midir?
- Tespit edilen ihlaller varsa, bu ihlaller nedeniyle hangi idari yaptırımlar uygulanmış, faaliyetlerin durdurulması veya eski hâle getirilmesi yönünde hangi kararlar alınmıştır?
- Çeşme Yarımada Çevre Derneği tarafından yapılan suç duyurularında yer alan çevresel tahribat iddiaları Bakanlığınızca değerlendirilmiş midir? Değerlendirilmişse sonuçları nelerdir?
- Yargı makamlarının harekete geçmemesi nedeniyle çevreyi ve ekosistemi korumaya yönelik idari denetimlerin etkisiz kaldığı yönündeki eleştiriler hakkında Bakanlığınızın görüşü nedir?
Bir yanıt bırakın