EPSTEIN BELGELERİYLE DÜNYA GÜNDEMİNE GİREN TÜRKİYE’DEKİ KAYIP ÇOCUKLARI 4 AYRI BAKANLIĞA SORDUK.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Aşağıdaki soruların Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur ÖZDEMİR  tarafından Anayasa’nın 98’inci ve İçtüzüğün 96’ncı ve 99’uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

İbrahim AKIN

İzmir Milletvekili

2023 yılı 6 Şubat’ta merkez üssü Kahramanmaraş olan depremler ülke çapında 11 ili derinden etkilemiş, çok sayıda yurttaşın hayatını kaybetmesine, binlerce çocuğun refakatsiz kalmasına yol açmıştır. Bazı kaynaklara göre enkazdan çıkarılan ve refakatçisi olmayan bin 914 çocuk kayıt altına alınmıştır ve bunların önemli bir kısmı ailesine ulaştırılmıştır; ancak resmî açıklamalar ile saha verileri arasında ciddi belirsizlikler bulunmaktadır.

Özellikle kimlik tespiti yapılamayan çocukların kayıt süreçleri, aile bağlarının yeniden kurulması ile koruyucu aile sistemine geçiş prosedürleri kamuoyuyla net bir şekilde paylaşılmamıştır. Ayrıca kayıp olduğu iddia edilen çocukların akıbeti, korunma süreçleri ve bu süreçlerin hukuki denetime tabi tutulma biçimi konusunda şeffaf veriler bulunmamaktadır. Bu durum, sistem dışı yerleştirmelere ve potansiyel hak ihlallerine açık bir risk alanı yaratmaktadır.

Öte yandan Bakanlık resmî açıklamalarda kayıp çocuk bulunmadığını duyursa da toplumda bu konuda ciddi eleştiriler ve çelişkili veriler kamuoyuna yansımıştır. Bu nedenlerle Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın deprem sonrası çocuk koruma sisteminin işlerliği, denetlenebilirliği ile kayıt dışı sürecin varlığı tartışma konusu olmuştur.

Dünya gündemine giren Epstein skandalı bizlere bu konunun ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlatmış oldu. Bu tarz skandalların ülkemizde nerelere kadar sirayet ettiği konusu ise hâlâ tartışmalı bir gündem olarak önümüzde durmaktadır.

Bu durum kayıp çocuklarla ilgili belirsizliklerin devam etmekte olduğu gerçeğini önümüze koymuştur. Özellikle devlet açıklamalarında kayıp çocuk olmadığı iddia edilse bile farklı kaynaklarda çocukların hâlâ kayıp olduğu veya akıbetlerinin bilinmediği yönünde haberler yer almıştır. Örneğin Hatay’da kendini polis olarak tanıtan biri hastaneden bebek kaçırırken yakalanmıştır. Buna benzer vakalar olmuş mudur sorusu akıllardadır. Yine deprem sonrası ortaya çıkan kayıp vakalarına ilişkin uluslararası bir örnek de Hollanda’nın Maastricht kentinde yaşanmıştır. Polis tarafından sokakta tek başına bulunan beş yaşındaki bir çocuk, depremzede olduğunu ifade etmiştir. Türkiye’den binlerce kilometre uzaklıkta gerçekleşen bu olay, kayıp çocuklar ve ailelerinden ayrılmış bireyler konusunda uluslararası boyutta bir belirsizlik bulunduğunu kamuoyuna açık biçimde göstermiştir.

Bu bağlamda;

  1. 6 Şubat 2023 depremleri sonrasında refakatsiz kalan, ailesine ulaşılamayan veya kimlik tespiti yapılamayan toplam çocuk sayısı kaçtır? Bu sayı illere göre nasıl dağılmaktadır?
  2. Söz konusu çocuklardan kaçı hâlen devlet koruması altındadır, kaçı biyolojik ailelerine teslim edilmiştir, kaçı hakkında koruyucu aile veya evlat edinme süreci başlatılmıştır?
  3. Deprem sonrası süreçte refakatsiz çocuklara ilişkin merkezi ve bütüncül bir kayıt sistemi oluşturulmuş mudur? Oluşturulduysa bu sistem hangi kurumların erişimine açıktır?
  4. Refakatsiz çocukların iller arası sevk işlemleri hangi idari kararlar ve hangi mevzuat hükümleri çerçevesinde gerçekleştirilmiştir?
  5. Deprem sonrası süreçte herhangi bir çocuğun, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın sosyal hizmetler sistemi dışına çıkarılarak, vakıf, dernek, tarikat veya benzeri yapılara yönlendirilmesi söz konusu olmuş mudur?
  6. Basına yansıyan, Gaziantep’ten Sakarya’ya götürülen çocuklara ilişkin iddialar Bakanlığınız tarafından araştırılmış mıdır? Araştırıldıysa sonuçları nelerdir?
  7. Afet koşullarında refakatsiz çocukların koruyucu aile veya evlat edinme süreçlerinde olağan prosedürlerin dışına çıkıldığına dair herhangi bir tespit bulunmakta mıdır?
  8. Deprem sonrası dönemde refakatsiz çocuklara yönelik olarak olası insan ticareti, istismar, yasa dışı evlat edinme veya aile bağlarının hukuka aykırı biçimde koparılması risklerine karşı özel bir denetim ve izleme mekanizması kurulmuş mudur?
  9. Deprem sonrası refakatsiz çocuklara ilişkin süreçte Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı arasında kurulan resmî bir koordinasyon mekanizması bulunmakta mıdır? Bulunuyorsa bu mekanizmanın işleyişi nasıldır?
  10. Refakatsiz çocukların sağlık hizmetlerine erişimi sırasında oluşan kayıtlar ile sosyal hizmetler kayıtları arasında eşleştirme yapılmış mıdır? Yapıldıysa bu eşleştirme hangi tarihte tamamlanmıştır?
  11. Deprem sonrası süreçte refakatsiz çocuklara ilişkin olarak Cumhuriyet savcılıklarına yapılan bildirim sayısı kaçtır? Bu bildirimler sonucunda açılan soruşturma veya kovuşturma sayısı nedir?
  12. Refakatsiz çocukların bulunduğu geçici barınma alanlarında ve kurumlarda bağımsız denetim yapılmış mıdır? Yapıldıysa bu denetimleri hangi kurum veya kurullar gerçekleştirmiştir?
  13. Deprem sonrası dönemde refakatsiz çocuklara ilişkin olarak uluslararası kurumlar, yabancı devlet makamları veya sivil toplum kuruluşları ile herhangi bir veri paylaşımı yapılmış mıdır?
  1. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup olmadığı tespit edilemeyen refakatsiz çocuklar bulunmakta mıdır? Bulunuyorsa bu çocuklara ilişkin hukuki statü nasıl belirlenmiştir?
  2. Deprem sonrası süreçte refakatsiz çocuklara ilişkin kayıtların silindiği, değiştirildiği veya geriye dönük olarak güncellendiği yönünde herhangi bir tespit veya idari inceleme yapılmış mıdır?
  3. Refakatsiz çocukların biyolojik ailelerine teslimi sırasında DNA eşleştirmesi yapılmış mıdır? Yapılmadıysa bunun gerekçesi nedir?
  4. Deprem sonrası dönemde refakatsiz çocuklara ilişkin disiplin soruşturması açılan kamu görevlisi sayısı kaçtır?
  5. Gelecekte benzer afetlerde refakatsiz çocuklara ilişkin sürecin daha etkin yürütülmesi amacıyla mevcut uygulamaların yetersiz yönleri üzerinden özel bir eylem planı hazırlanmış mıdır? Hazırlandıysa içeriği nedir?
  6. Deprem sonrası refakatsiz çocuklara ilişkin sürecin tamamına dair kamuoyuna açık, ayrıntılı ve denetlenebilir bir rapor yayımlanması planlanmakta mıdır?
  7. Dünya çapında ses getiren Epstein skandalının Türkiye’deki uzantıları ile kayıp çocukların bağlantısı araştırılmış mıdır? Araştırılmışsa ismi geçen kişiler kimlerdir? Araştırılmamışsa neden araştırılmamıştır?

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Aşağıdaki soruların Sağlık Bakanı Kemal MEMİŞOĞLU tarafından Anayasa’nın 98’inci ve İçtüzüğün 96’ncı ve 99’uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

İbrahim AKIN

İzmir Milletvekili

6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen depremler sonrasında çok sayıda çocuk yaralı olarak sağlık kuruluşlarına sevk edilmiş, bir kısmı uzun süreli tedavi ve rehabilitasyon sürecine alınmıştır. Bu süreçte çocukların kimliklendirilmesi, refakat durumlarının kayda geçirilmesi ve sosyal hizmet birimlerine yönlendirilmesi hayati önem taşımaktadır.

Ancak sağlık kuruluşlarında tutulan kayıtların, sosyal hizmet ve nüfus sistemleriyle ne ölçüde entegre çalıştığı, geçici tedavi süreçlerinde refakatsiz çocuklara yönelik özel bir izleme mekanizmasının bulunup bulunmadığı kamuoyuna açıklanmamıştır. Sağlık sistemi kayıtlarının, afet koşullarında çocukların korunmasına yönelik erken uyarı ve yönlendirme işlevi görüp görmediği ciddi biçimde sorgulanmaktadır.

Bu çerçevede Sağlık Bakanlığı’nın hem kayıt sistemi hem de psikososyal destek süreçleri bakımından sorumluluklarının kapsamı ve etkinliği ayrıntılı biçimde ortaya konulmalıdır.

Dünya gündemine giren Epstein skandalı bizlere bu konunun ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlatmış oldu. Bu tarz skandalların ülkemizde nerelere kadar sirayet ettiği konusu ise hâlâ tartışmalı bir gündem olarak önümüzde durmaktadır.

Bu durum kayıp çocuklarla ilgili belirsizliklerin devam etmekte olduğu gerçeğini önümüze koymuştur. Özellikle devlet açıklamalarında kayıp çocuk olmadığı iddia edilse bile farklı kaynaklarda çocukların hâlâ kayıp olduğu veya akıbetlerinin bilinmediği yönünde haberler yer almıştır. Örneğin Hatay’da kendini polis olarak tanıtan biri hastaneden bebek kaçırırken yakalanmıştır. Buna benzer vakalar olmuş mudur sorusu akıllardadır. Yine deprem sonrası ortaya çıkan kayıp vakalarına ilişkin uluslararası bir örnek de Hollanda’nın Maastricht kentinde yaşanmıştır. Polis tarafından sokakta tek başına bulunan beş yaşındaki bir çocuk, depremzede olduğunu ifade etmiştir. Türkiye’den binlerce kilometre uzaklıkta gerçekleşen bu olay, kayıp çocuklar ve ailelerinden ayrılmış bireyler konusunda uluslararası boyutta bir belirsizlik bulunduğunu kamuoyuna açık biçimde göstermiştir.

Bu konuyla ilgili olarak;

  1. Deprem sonrasında sağlık kuruluşlarına başvuran refakatsiz çocuk sayısı kaçtır?
  2. Bu çocuklara ilişkin kimlik ve refakat bilgileri sağlık kayıt sistemlerinde nasıl tutulmuştur?
  3. Sağlık Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı arasında çocuklara ilişkin otomatik ve zorunlu bir bildirim sistemi işletilmiş midir?
  4. Refakatsiz çocuklar için sağlık kuruluşlarında özel bir izleme ve yönlendirme protokolü uygulanmış mıdır?
  5. Deprem sonrası çocuklara yönelik psikososyal destek hizmetleri hangi kapsamda ve ne kadar süreyle sunulmuştur?
  6. Bu çocuklara ilişkin tutulan sağlık kayıtları ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı kayıtları arasında sistematik bir veri eşleştirmesi yapılmış mıdır?
  7. Sağlık tesislerinde görev yapan personel için, afet dönemlerinde refakatsiz çocuklara ilişkin bildirim yükümlülüklerini düzenleyen özel bir talimat yayımlanmış mıdır?
  8. Deprem sonrası dönemde sağlık sistemine giren ancak daha sonra takibi yapılamayan çocuk vakaları bulunmakta mıdır?
  9. Dünya çapında ses getiren Epstein skandalının Türkiye’deki uzantıları ile kayıp çocukların bağlantısı araştırılmış mıdır? Araştırılmışsa ismi geçen kişiler kimlerdir? Araştırılmamışsa neden araştırılmamıştır?

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Aşağıdaki soruların İçişleri Bakanı Ali YERLİKAYA tarafından Anayasa’nın 98’inci ve İçtüzüğün 96’ncı ve 99’uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

İbrahim AKIN

İzmir Milletvekili

İçişleri Bakanlığı’na bağlı birimler deprem bölgesinde kayıp şahıs sayısını takip etmekle yükümlüdür. Resmî verilere göre bazı kayıplar kayıt altına alınmış olup, bunların bir kısmının çocuk olduğu belirtilmektedir.

Bununla birlikte bağımsız kaynaklarda rakamlar ve kayıp çocuklarla ilgili belirsizlikler devam etmektedir. Özellikle devlet açıklamalarında kayıp çocuk olmadığı iddia edilse bile farklı kaynaklarda çocukların hâlâ kayıp olduğu veya akıbetlerinin bilinmediği yönünde haberler yer almıştır. Örneğin Hatay’da kendini polis olarak tanıtan biri hastaneden bebek kaçırırken yakalanmıştır. Buna benzer vakalar olmuş mudur sorusu akıllardadır. Yine deprem sonrası ortaya çıkan kayıp vakalarına ilişkin uluslararası bir örnek de Hollanda’nın Maastricht kentinde yaşanmıştır. Polis tarafından sokakta tek başına bulunan beş yaşındaki bir çocuk, depremzede olduğunu ifade etmiştir. Türkiye’den binlerce kilometre uzaklıkta gerçekleşen bu olay, kayıp çocuklar ve ailelerinden ayrılmış bireyler konusunda uluslararası boyutta bir belirsizlik bulunduğunu kamuoyuna açık biçimde göstermiştir.

Bu çelişkili veriler, İçişleri Bakanlığı’nın deprem sonrası kayıp kişi takip sisteminin güvenilirliği, metodolojisi ve uluslararası standartlarla uyumlu olup olmadığını sorgulamaktadır. Ayrıca kayıp çocuk vakalarında DNA eşleştirme, yüz tanıma veri tabanları ve aile ile yeniden bağ kurma süreçlerinin koordinasyonu ve denetlenebilirliği de İçişleri Bakanlığı tarafından sağlanmalıdır.

Dünya gündemine giren Epstein skandalı bizlere bu konunun ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlatmış oldu. Bu tarz skandalların ülkemizde nerelere kadar sirayet ettiği konusu ise hâlâ tartışmalı bir gündem olarak önümüzde durmaktadır.

Bu bağlamda;

  1. Kayıp kişi sayısı ve bu kişiler arasında çocukların sayısı konusundaki resmî veriler ile bağımsız kaynaklardaki rakamlar arasındaki farklar nasıl açıklanmaktadır?
  1. 6 Şubat 2023 depremleri sonrasında refakatsiz kalan çocuklara ilişkin olarak Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı kayıtlarına geçen toplam vaka sayısı kaçtır?
  2. Deprem sonrası süreçte refakatsiz çocuklara ilişkin kayıp ihbarı yapılan dosya sayısı kaçtır? Bu dosyalardan kaçı sonuçlandırılmıştır?
  3. Kolluk kuvvetleri tarafından bulunan refakatsiz çocukların, hangi idari prosedürlerle ve hangi kurumlara teslim edildiği kayıt altına alınmış mıdır?
  4. Deprem bölgesinde ve bölge dışında refakatsiz çocuklara ilişkin olarak insan ticareti, çocuk kaçırma veya yasa dışı evlat edinme şüphesiyle başlatılan adli işlem sayısı kaçtır?
  5. Refakatsiz çocukların iller arası sevkleri sırasında kolluk refakati sağlanmış mıdır? Sağlandıysa bu refakat hangi esaslara göre yapılmıştır?
  6. Deprem sonrası dönemde refakatsiz çocuklara ilişkin olarak Interpol, Europol veya yabancı ülke kolluk birimleriyle herhangi bir bildirim veya iş birliği yapılmış mıdır?
  7. Dünya çapında ses getiren Epstein skandalının Türkiye’deki uzantıları ile kayıp çocukların bağlantısı araştırılmış mıdır? Araştırılmışsa ismi geçen kişiler kimlerdir? Araştırılmamışsa neden araştırılmamıştır?

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Aşağıdaki soruların Adalet Bakanı Yılmaz TUNÇ tarafından Anayasa’nın 98’inci ve İçtüzüğün 96’ncı ve 99’uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

 İbrahim AKIN

İzmir Milletvekili

6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen ve on bir ili kapsayan depremler, büyük bir fiziksel yıkıma ve aynı zamanda afet koşullarında çocukların korunmasına ilişkin kamusal mekanizmaların ne derece işlevsiz hâle gelebildiğini gösteren ağır bir yönetsel krize yol açmıştır.

Depremler sonrasında refakatsiz kalan, ailesine ulaşılamayan veya kimlik tespiti yapılamayan çocuklara ilişkin olarak kamuoyuna yansıyan bilgiler; kayıt, izleme, sevk ve denetim süreçlerinde ciddi belirsizlikler bulunduğunu ortaya koymuştur. İlk günlerde yüzlerce çocuğun kayıp olduğuna ilişkin açıklamalar yapılmış, ilerleyen süreçte ise kayıp çocuk bulunmadığı yönünde beyanlar verilmiştir. Buna karşın bu çocukların nerede bulunduğu, hangi kurumlara sevk edildiği, biyolojik aileleriyle eşleştirme süreçlerinin nasıl yürütüldüğü ve bu süreçlerin hangi hukuki denetime tabi olduğu hususlarında kamuoyuna açık, şeffaf ve denetlenebilir bir veri paylaşımı yapılmamıştır.

Basına yansıyan bazı iddialarda; depremde babalarını kaybeden dokuz çocuğun anneleriyle birlikte Gaziantep’ten Sakarya’ya götürüldüğü, ardından bu çocukların devletin sosyal hizmetler sistemi dışına çıkarılarak yatılı bir Kur’an kursuna yönlendirildiği ileri sürülmüştür. Afet koşullarında çocukların kamu denetimi dışında kalan yapılara yönlendirilmesi, çocukların üstün yararı ilkesine açıkça aykırı olduğu gibi ağır hak ihlallerine de zemin hazırlamaktadır.

Ayrıca deprem sonrası dönemde, Türkiye sınırları dışında dahi refakatsiz çocuk vakalarına rastlanması, kayıp çocuklara ilişkin sürecin yalnızca ulusal değil uluslararası boyutta da belirsizlikler içerdiğini göstermektedir.

Dünya gündemine giren Epstein skandalı bizlere bu konunun ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlatmış oldu. Bu tarz skandalların ülkemizde nerelere kadar sirayet ettiği konusu ise hâlâ tartışmalı bir gündem olarak önümüzde durmaktadır.

Bu bilgiler doğrultusunda;

  1. 6 Şubat 2023 depremleri sonrasında refakatsiz çocuklara ilişkin olarak Cumhuriyet savcılıkları nezdinde açılan soruşturma sayısı kaçtır?
  2. Bu soruşturmaların kaçı ihmal, görevi kötüye kullanma, insan ticareti, çocuk istismarı veya yasa dışı evlat edinme şüphesi kapsamındadır?
  3. Refakatsiz çocukların korunmasına yönelik olarak geçici veya sürekli koruma tedbiri kararı verilen dosya sayısı kaçtır?
  4. Afet sonrası süreçte refakatsiz çocuklara ilişkin olarak vesayet, kayyım veya geçici hukuki temsil atanan dosya sayısı kaçtır?
  5. Deprem sonrası çocuklara ilişkin süreçlerde görev alan kamu görevlileri hakkında adli soruşturma veya kovuşturma yürütülmüş müdür?
  6. Afet dönemlerinde refakatsiz çocuklara ilişkin adli süreçlerin hızlandırılmasına yönelik özel bir düzenleme veya iç genelge yayımlanmış mıdır?
  7. Afet dönemi sonrasında yurt dışında soruşturmalara konu olan refakatsiz çocuk sayısı kaçtır? Bu çocuklarla ilgili ne gibi bir çalışma yapılmıştır?
  8. Dünya çapında ses getiren Epstein skandalının Türkiye’deki uzantıları ile kayıp çocukların bağlantısı araştırılmış mıdır? Araştırılmışsa ismi geçen kişiler kimlerdir? Araştırılmamışsa neden araştırılmamıştır?

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*