DEPREMİN ÜSTÜNDEN 3 YIL GEÇMİŞ OLMASINA KARŞIN ÇÖZÜLEMEMİŞ OLAN SORUNLARI ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANINA SORDUK

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Aşağıdaki soruların Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat KURUM tarafından Anayasa’nın 98’inci ve İçtüzüğün 96’ncı ile 99’uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

İbrahim AKIN      

İzmir Milletvekili

6 Şubat 2023 depremlerinin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen, deprem bölgesinde ve özellikle Hatay’da yaşamın normale döndüğüne dair söylemler ile sahadaki gerçeklik arasında derin bir uçurum bulunmaktadır. Hatay Depremzede Derneği tarafından hazırlanan “Hatay Deprem 3. Yıl Raporu” (Şubat 2026), kentte barınma, sağlık, eğitim ve hukuk krizinin kronikleştiğini ortaya koymaktadır. Rapora göre; “1 yıl içinde kalıcı konut” sözü tutulmamış, konteyner kentler yüz binlerce insan için kalıcı yaşam alanına dönüşmüş ve halk “rezerv alan” uygulamalarıyla mülksüzleştirilme tehdidi altında bırakılmıştır.

Hatay’da yaşanan sürecin “doğal bir afet sonrası toparlanma” olmadığı açıktır. Buradaki durum ile ilgili daha önce de verdiğimiz önergeler mevcuttur.  Bölge halkında kentin demografik yapısının değiştirilmeye ve hafızasının silinmeye çalışıldığı hissi vardır. Nefes almayı dahi engelleyen sorgusuz sualsiz, ihtiyaçtan fazla açılan taş ocakları, molozların doğaya dökülmesi, zeytinliklerin ve tarım alanlarının yok edilmesi, asbest ve tozun halk sağlığını tehdit etmesi gibi sorunlar üçüncü yılın sonunda hala çözülmemiştir.

Bu bağlamda;

1. Bahsi geçen raporda belirtilen; TOKİ konutlarının altyapısız (elektrik, su, kanalizasyon eksik) teslim edildiği, kapı ve pencerelerinin dahi olmadığı ve vatandaşların hazır olmayan konutlara geçmeye zorlandığı iddiaları doğru mudur? Bu “teslim” sayıları, barınma sorununun çözüldüğü algısı yaratmak için mi kullanılmaktadır?

2. Meslek odalarının, “Rezerv Alan” uygulamasının bir “mülksüzleştirme” ve “sürgün” olduğu yönündeki tespitlerine ilişkin; halkın tapulu mülklerine el konulmasının ve sağlam binaların dahi yıkım kapsamına alınmasının hukuki gerekçesi nedir?

3. Hatay’da kanserojen asbest ve tozun halk sağlığını tehdit ettiği, taş ocakları ve beton santralleri nedeniyle zeytinliklerin, tarım alanlarının ve su kaynaklarının yok edildiği, bunun bir “ekokırım” ve “sağlık gaspı” olduğu iddia edilmektedir. Bölgedeki kanser vakalarındaki artışa ve çevre tahribatına dair Bakanlığınızın elinde Sağlık Bakanlığı ile ortaklaştığınız güncel bir veri bulunmakta mıdır?

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*