TARIM VE ORMAN BAKANLIĞINDAKİ ÜST DÜZEY YÖNETİCİLERİN SENDİKA ÜYELİKLERİ İLE “İDARİ HİZMET SÖZLEMESİ” KAPSAMINDA ÇALIŞTIRILAN PERSONELİN SORUNLARINI 2 AYRI ÖNERGEYLE TARIM VE ORMAN BAKANINA SORDUK

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Aşağıdaki sorularımın Tarım ve Orman Bakanı İbrahim YUMAKLI tarafından Anayasa’nın 98. ve İçtüzüğün 96. ve 99. maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

İbrahim AKIN

İzmir Milletvekili

Sendika kurma ve üye olma hakkı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve uluslararası sözleşmelerle güvence altında olan; demokratik toplum düzeninin vazgeçilmez bir unsurudur. Bununla birlikte; kamu hizmetinin tarafsızlığı, liyakat ve devlet otoritesinin korunması amacıyla belirli sınırlamalara tabidir. Bu sınırlamaların en somut dayanağı 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun 15. maddesidir.

Söz konusu maddenin (c) bendi; müsteşarlar, genel müdürler, daire başkanları, il ve ilçe teşkilatlarının en üst amirleri ile bunların yardımcılarının ve 100’den fazla personelin çalıştığı kurumların amir ve yardımcılarının sendika üyesi olamayacaklarını açıkça hükme bağlamıştır. Bu yasak, kamu gücünü kullanan ve “işveren temsilcisi” sıfatı taşıyan yöneticilerin, sendikal rekabetin tarafı olmasını engellemeyi ve kamu hizmetindeki hiyerarşik düzenin tarafsızlığını korumayı amaçlamaktadır.

Buna karşın, Tarım ve Ormancılık Hizmet Kolu başta olmak üzere birçok kurumda yaşanan süreçler şu ciddi hukuki ve mali sorunları beraberinde getirmektedir. Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı kuruluşlarında görev yapan İl Müdürleri, Bölge Müdürleri ve yardımcıları gibi 15. madde kapsamında açıkça yasaklı olan birçok yöneticinin, mevzuata aykırı şekilde sendika üyeliklerini sürdürdükleri ve hatta sendikaların karar organlarında görev aldıkları tespit edilmiştir. 08/05/2024 tarihli ve 7547 sayılı Kanun ile yapılan son düzenleme sonrası bu yasaklar güncelliğini korumasına rağmen, birçok kurumda üyeliklerin sonlandırılmasına dair somut bir adım atılmamıştır.

Bunun yanı sıra sendika üyesi olması hukuken mümkün olmayan bu kişilere, üyeliklerine istinaden kamu kaynaklarından “toplu sözleşme ikramiyesi” ödenmektedir. Hak edilmeyen bu ödemeler, hem kamu maliyesine ek bir yük getirmekte hem de mevzuata uygun davranan kamu görevlileri aleyhine haksız bir menfaat ilişkisi yaratmaktadır. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın bu haksız ödemeleri durdurma ve rücu etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Devlet Personel Başkanlığı’nın yerleşik görüşlerine göre, sendika üyesi bir personelin yasaklı bir kadroya vekaleten atanması üyeliği sona erdirmese de bu kişilerin vekalet süresince hiçbir sendikal faaliyete katılamayacağı ve sendikalar arasında ayrımcılık yapamayacağı esastır. Ancak uygulamada, bu kadroları vekaleten yürüten personelin “işveren vekili” sıfatıyla sendikal süreçlere müdahil olduğu ve tarafsızlık ilkesini zedelediği görülmektedir.

Ayrıca sendika üyesi olamayacak kişilerin bu yasaklara aykırı davranması, sadece disiplin hukukunu değil, aynı zamanda Türk Ceza Kanunu ve Borçlar Kanunu kapsamında mali ve cezai sorumlulukları da beraberinde getirmektedir. Bu kişilerin tespit edilmemesi ve gerekli işlemlerin yapılmaması, ilgili bakanlıkların denetim görevini ihmal etmesi anlamına gelmektedir.

Sonuç olarak; Anayasa Mahkemesi kararları ve yürürlükteki mevzuat çerçevesinde, kamu yönetiminde liyakatin tesisi, sendikal özgürlüklerin suistimal edilmemesi ve kamu kaynaklarının usulsüz kullanımının engellenmesi amacıyla bu konudaki tereddütlerin giderilmesi ve yasal yaptırımların uygulanması bir zorunluluktur.

Bu bağlamda;

1. Bakanlığınız bünyesinde ve taşra teşkilatında görev yapan İl Müdürü, İl Müdür Yardımcısı, Bölge Müdürü ve İşletme Müdürü unvanlı personelden kaçı herhangi bir kamu görevlileri sendikasına üyedir? 

2. 4688 sayılı Kanun’un 15. maddesinin (c) bendinde 7547 sayılı Kanun ile yapılan son düzenleme uyarınca, sendika üyesi olması yasaklanan personelin üyeliklerinin iptali için Bakanlığınızca bir çalışma başlatılmış mıdır? 

3. Sendika üyesi olması yasaklanan ancak üyeliği devam eden kamu görevlilerine bugüne kadar toplam ne kadar “toplu sözleşme ikramiyesi” ödenmiştir? Bu haksız ödemelerin rücu edilmesi/tahsili planlanmakta mıdır? 

4. Sendika üyesi olamayacak kadrolarda bulunmasına rağmen sendika yönetim kurullarında görev alan personel hakkında 657 sayılı Kanun veya Türk Ceza Kanunu uyarınca başlatılmış bir idari veya adli soruşturma bulunmakta mıdır? 

5. Vekaleten veya tedviren bu kadrolara atanan personelin, görev süreleri boyunca sendikal faaliyetlere katıldıklarına dair Bakanlığınıza ulaşan bir şikayet bulunmakta mıdır? 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

Aşağıdaki sorularımın Tarım ve Orman Bakanı İbrahim YUMAKLI tarafından Anayasa’nın 98. ve İçtüzüğün 96. ve 99. maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

İbrahim AKIN                                

İzmir Milletvekili

Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK), Avrupa Birliği ve uluslararası kuruluşlardan sağlanan fonların kırsal kalkınma projelerinde kullanılmasını sağlamak amacıyla stratejik bir öneme sahiptir. Kurum, IPARD I ve II dönemlerinde %99’un üzerinde fon kullanım oranıyla Türkiye’yi en başarılı ülke konumuna taşımış, 105 bin kişiye istihdam sağlanmasına öncülük etmiştir.

Ancak, Tarım Orkam-Sen tarafından hazırlanan “TKDK Çalıştayı Sonuç Raporu”nda da belirtildiği üzere; kurumun bu başarısının mimarı olan personelin hukuki statüsü, mali ve özlük hakları konusunda ciddi mağduriyetler yaşanmaktadır. Personel, 657 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatın sağladığı güvencelerden yararlanamamakta, “İdari Hizmet Sözleşmesi” ile belirsiz bir statüde çalıştırılmaktadır. Özellikle “İdari Uzman” kadrosuna geçirilen personelin maaşlarında yarı yarıya düşüş yaşandığı, personelin en düşük memur maaşının dahi altında ücretlendirildiği tespit edilmiştir. Ayrıca kurum personelinin kamu görevlisi sıfatı taşımasına rağmen Yeşil Pasaport hakkından yararlanamadığı ve harcırah ödemelerinde kendi ceplerinden harcama yapmak zorunda kaldıkları raporda vurgulanmıştır.

Kırsal kalkınma hamlesinin sürdürülebilirliği, kurum çalışanlarının iş güvencesinin sağlanması ve mali hak kayıplarının giderilmesiyle mümkündür.

Bu bağlamda;

  1. TKDK personelinin idari hizmet sözleşmesi ile çalıştırılmasından kaynaklı statü belirsizliğini ortadan kaldırmak amacıyla, çalışanların 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamına alınarak kadrolu ve güvenceli istihdama geçirilmesi yönünde Bakanlığınızca yürütülen bir çalışma var mıdır?
  2. Mart 2022’de kısmi zamanlı çalışmadan tam zamanlı çalışmaya geçen “İdari Uzman” unvanlı personelin maaşlarının, artması beklenirken yarı yarıya düşürülerek (o dönemin rakamlarıyla 15.700 TL’den 8.200 TL’ye) en düşük memur maaşına sabitlendiği iddiaları doğru mudur?
  3. Aynı kurumda benzer işi yapan, proje inceleme ve ödeme işlemlerini yürüten İdari Uzmanların, diğer uzmanlardan ve hatta kurumdaki işçi statüsündeki personelden daha düşük ücret almasının yarattığı “Eşit İşe Eşit Ücret” ilkesine aykırı durumun düzeltilmesi için bir düzenleme yapılacak mıdır?
  4. TKDK uzmanlarının mali ve sosyal hakları belirlenirken daha önce “Başbakanlık Uzmanları” emsal alınırken, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi sonrası emsalin “Adalet Uzmanları” olarak değiştirilmesiyle oluşan mali hak kayıplarının (ikramiye, giyim yardımı vb.) telafi edilmesi düşünülmekte midir?
  5. Kamu görevi yürüten ve AB fonlarının yönetiminde kritik rol oynayan TKDK personelinin, 5682 sayılı Pasaport Kanunu’nda yapılacak bir düzenleme ile Hususi Damgalı (Yeşil) Pasaport hakkından yararlandırılmasına yönelik bir girişiminiz olacak mıdır?
  6. Kurum personelinin uzun süreli geçici görevlendirmelerinde, ilk 10 günden sonra harcırahın yarıya düşmesi nedeniyle konaklama ve yemek masraflarını kendi ceplerinden karşıladıkları belirtilmektedir. Personelin görev sırasında maddi kayba uğramasını engelleyecek (TMO ve İller Bankası örneklerinde olduğu gibi) bir düzenleme yapmayı planlıyor musunuz?
  7. Uzman personelin görev tanımları dışında, can güvenliği riski taşıyan haciz ve tahsilat gibi icrai işlemleri yapmaya zorlandığı doğru mudur? Bu konuda personelin güvenliğini sağlayacak tedbirler alınmış mıdır?
  8. Kurumun mali yapısının güçlendirilmesi ve saymanlık/döner sermaye gibi birimlerin hukuki zemine oturması adına TKDK’nın 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu kapsamına alınması yönünde bir çalışmanız mevcut mudur?

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*