TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Aşağıdaki sorularımın Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat KURUM tarafından Anayasa’nın 98. ve İçtüzüğün 96. maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.
İbrahim AKIN
İzmir Milletvekili
Muğla ili, Fethiye ilçesi, Babataşı Mahallesi mevkiinde Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından yapılması planlanan “Fethiye Kruvaziyer Limanı” projesi ile ilgili İnceleme Değerlendirme Komisyonu (İDK) toplantısının 20/01/2026 tarihinde yer ve zaman belirtilmeksizin yapılacağı ilan edilmiştir. Fethiye Körfezi, “Fethiye-Göcek Özel Çevre Koruma Bölgesi” sınırları içerisinde yer almakta olup, halihazırda ciddi bir kirlilik, sığlaşma ve alg patlaması sorunu ile karşı karşıyadır. Bilim insanları ve yerel sivil toplum örgütleri, projenin gerektirdiği dip taraması ve dolgu işlemlerinin körfez ekosistemini geri dönüşsüz şekilde yok edeceği uyarısında bulunmaktadır.
Fethiye İç Körfezi, uzun yıllardır süren plansız yapılaşma, tarımsal drenaj suları ve yetersiz altyapı nedeniyle halihazırda “ötrofikasyon” (aşırı alg çoğalması) sorunu ile boğuşmaktadır. Bilimsel raporlar, körfezin su sirkülasyonunun zayıfladığını ve oksijen seviyesinin kritik eşiğin altına düştüğünü göstermektedir. Söz konusu Kruvaziyer Limanı projesi, gemilerin yanaşabilmesi için körfez tabanında yaklaşık 1 milyon metreküp dip taraması yapılmasını öngörmektedir. Dip çamuru, yıllardır biriken ağır metaller ve toksik atıklar barındırmaktadır. Bu çamurun taranması, hapsolmuş zehirli maddelerin tekrar deniz suyuna karışmasına (resüspansiyon), su kolonundaki bulanıklığın artmasına ve güneş ışığının tabana ulaşmasının engellenmesine neden olacaktır. Bu durum körfezdeki, Posidonia oceanica (deniz çayırları), Pinna nobilis, caretta caretta ve su samurları gibi uluslararası sözleşmelerle koruma altında olan türlerin yaşam alanını tamamen yok edecek bir “ekolojik yıkım” niteliğindedir.
Muğla 3. İdare Mahkemesi, aynı körfezde (Tuzla Mahallesi) MUÇEV tarafından yapılmak istenen “Tekne Bağlama İskelesi” projesi için verilen “ÇED Gerekli Değildir” kararını 2021/1332 sayılı kararı ile iptal etmiştir. Mahkemece atanan bilirkişi heyeti, körfezin “taşıma kapasitesinin aşıldığını”, deniz çayırlarının zarar göreceğini ve projenin kamu yararına aykırı olduğunu tespit etmiştir. Yargının çok daha küçük ölçekli bir iskele projesini dahi körfezin kapasitesini aştığı gerekçesiyle iptal ettiği bir tabloda; devasa dolgu alanları (27.588 m²) ve kruvaziyer gemi trafiği içeren bu yeni projede ısrar edilmesi Fethiye’ye ekolojik açıdan son derece zarar verecektir.
Bunun yanı sıra Fethiye, 1. derece deprem kuşağında yer almaktadır. Projenin uygulanacağı Babataşı Mevkii, alüvyon zemin yapısına sahiptir. Olası bir depremde “sıvılaşma” riskinin en yüksek olduğu bu bölgede, denizin doldurularak üzerine ağır tonajlı yapılar ve tesisler inşa edilmesi, can ve mal güvenliği açısından açık bir tehdittir. Bilimsel gerçekler, bu tür zeminlerde dolgu projelerinden kesinlikle kaçınılması gerektiğini ortaya koymaktadır.
Bu bağlamda;
1. Fethiye Körfezi “Özel Çevre Koruma Bölgesi” statüsünde olmasına rağmen; ekosistemde geri döndürülemez tahribat yaratacağı bilimsel raporlarla sabit olan bu proje için ÇED süreci başlatılırken, Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü’nden uygunluk görüşü alınmış mıdır?
2. Muğla 3. İdare Mahkemesi’nin 2021/1332 sayılı iptal kararında, daha küçük bir iskele için bile körfezin “taşıma kapasitesinin aşıldığı” hükme bağlanmıştır. Mahkemenin işaret ettiği “taşıma kapasitesi” dolmuşken, Bakanlığınız hangi yeni bilimsel veriye veya rapora dayanarak körfezin bu devasa dolgu yükünü kaldırabileceğini öngörmektedir?
3. Proje kapsamında çıkarılacak 1 milyon m³ dip tarama malzemesinin ağır metal içerdiği bilinmektedir. Bu malzemenin bertarafı konusunda “Dip Tarama Malzemesinin Çevresel Yönetimi Yönetmeliği” hükümlerine uygun bir dökü alanı belirlenmiş midir? Toksik atıkların taşınması sırasında oluşacak sızıntı ve yayılma riskine karşı hangi spesifik önlemler alınmıştır?
4. 1. Derece deprem kuşağında ve sıvılaşma riski yüksek alüvyon zeminde planlanan bu dolgu projesi için, “Mikro-Bölgeleme Etüt Raporu” hazırlanmış mıdır? Olası bir depremde dolgu alanının çökmesiyle oluşacak can kaybı riskine karşı Bakanlığınız bir risk analizi yapmış mıdır?
5. İDK toplantısının yer ve saatinin ilan edilmemesi, “Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği”nin halkın katılımı ilkesine aykırılık teşkil etmemekte midir? Bölge halkının ve sivil toplum kuruluşlarının projeye dair itirazlarının süreçte dikkate alınması için şeffaf bir mekanizma işletilecek midir?
Bir yanıt bırakın