TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Aşağıdaki sorularımın, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar tarafından Anayasa’nın 98’inci ve İçtüzüğün 96 ile 99’uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim. 25.03.2026
İbrahim AKIN
İzmir Milletvekili
Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın (TPAO), Trakya Havzası’ndaki kaya gazı ve kaya petrolü rezervlerini ticarileştirmek amacıyla Continental Resources ve TransAtlantic Petroleum şirketleri ile bir ortak girişim hazırlığında olduğu uluslararası kamuoyuna yansımıştır. Söz konusu ortaklıkta yer alan TransAtlantic Petroleum şirketinin sahibi Harold Hamm’ın, ABD yönetimi nezdinde enerji danışmanlığı ve lobicilik faaliyetleri yürüttüğü bilinmektedir.
Bu şirketlerin halihazırda Diyarbakır ve Mardin havzalarında, pek çok Avrupa Birliği ülkesinde yasaklanmış olan “hidrolik kırma” yöntemini kullanıyor olması, Trakya bölgesi için de ciddi ekolojik kaygılar doğurmaktadır. Bu yöntemin su varlıkları ve toprak bütünlüğü üzerindeki geri dönülemez etkileri, sürecin şeffaflık ve ekolojik haklar çerçevesinde denetlenmesini zorunlu kılmaktadır.
Gelişmiş ülkelerde dahi yasaklanan bu yöntemlerin kontrolsüzce Türkiye’ye taşınması; coğrafyamızın “Trump’ın petrol baronlarına” teslim edilmesi riskini doğurmaktadır. Bu durum halk sağlığı ve yaşam hakkı açısından ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Bu bağlamda, meta olarak görülemeyecek olan doğal varlıklarımızın ve ekolojik dengenin bozulmaması adına sürecin şeffaflıkla denetlenmesi elzemdir.
Bu bağlamda;
- TPAO, Continental Resources ve TransAtlantic Petroleum arasındaki ortak girişim anlaşmasının hukuki kapsamı ve dayanağı nedir?
- Bu çalışma sahası Trakya’daki hangi ruhsat alanlarını kapsamaktadır?
- Söz konusu ruhsat alanları hangi yöntemle, hangi tarihte ve kim tarafından verilmiştir?
- Bu ortaklıkta kâr paylaşım oranları ile TPAO’nun yatırım payı ve risk üstlenim maliyeti nasıl belirlenmiştir?
- Ortaklık süreci için herhangi bir uluslararası ihale süreci işletilmiş midir? İşletilmediyse, ilgili şirketlerin seçilme kriterleri nelerdir?
- Kaya gazı ve petrolü arama faaliyetlerinde kullanılan yöntemlerin (hidrolik çatlatma vb.) Trakya’nın hayati su ve toprak varlığı üzerindeki kümülatif etkisine dair bir çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) raporu mevcut mudur?
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Aşağıdaki sorularımın, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan tarafından Anayasa’nın 98’inci ve İçtüzüğün 96 ile 99’uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim. 25.03.2026
İbrahim AKIN
İzmir Milletvekili
Dış politika ve enerji diplomasisi süreçlerinde, ülkenin doğal varlıklarının birer “pazarlık unsuru” ve/veya “stratejik kaynak” olarak görülmesi, ekolojik yıkımı derinleştirmektedir.
Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın (TPAO), Trakya Havzası’ndaki kaya gazı ve kaya petrolü rezervlerini ticarileştirmek amacıyla Continental Resources ve TransAtlantic Petroleum şirketleri ile bir ortak girişim hazırlığında olduğu uluslararası kamuoyuna yansımıştır. Söz konusu ortaklıkta yer alan TransAtlantic Petroleum şirketinin sahibi Harold Hamm’ın, ABD yönetimi nezdinde enerji danışmanlığı ve lobicilik faaliyetleri yürüttüğü bilinmektedir.
Bu şirketlerin halihazırda Diyarbakır ve Mardin havzalarında, pek çok Avrupa Birliği ülkesinde yasaklanmış olan “hidrolik kırma” yöntemini kullanıyor olması, Trakya bölgesi için de ciddi ekolojik kaygılar doğurmaktadır. Bu yöntemin su varlıkları ve toprak bütünlüğü üzerindeki geri dönülemez etkileri, sürecin şeffaflık ve ekolojik haklar çerçevesinde denetlenmesini zorunlu kılmaktadır.
Gelişmiş ülkelerde dahi yasaklanan bu yöntemlerin kontrolsüzce Türkiye’ye taşınması; coğrafyamızın “Trump’ın petrol baronlarına” teslim edilmesi riskini doğurmaktadır. Bu durum halk sağlığı ve yaşam hakkı açısından ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Bu nedenle doğal varlıkların uluslararası siyasi dengeler içerisinde bir “müzakere unsuru” olarak diplomatik denklemlerde birer araç haline getirilmesi, şeffaflık ve egemenlik ilkeleri açısından denetlenmelidir.
Bu bağlamda;
- Trakya’daki enerji varlıklarının işletilmesi süreci, Türkiye ve ABD arasındaki ikili diplomatik görüşmelerde bir müzakere başlığı olarak gündeme gelmiş midir?
- Uluslararası enerji şirketlerine devredilen bu varlıklar üzerinde yaşanabilecek olası ihtilaflarda, uluslararası tahkim süreçlerinin Türkiye’nin ekolojik koruma yasalarını baypas etme riski var mıdır?
- Uluslararası enerji şirketlerinin sahibi olan siyasi figürlerin Türkiye’deki yatırım kararlarının, Türkiye’nin dış politika bağımsızlığı üzerindeki etkileri Bakanlığınızca takip edilmekte midir?
- Dış politikada enerjiye yaklaşımınızda, “kaynak paylaşımı” odaklı rekabetçi anlayıştan, “ekolojik varlıkların korunması” odaklı iş birliği anlayışına geçiş yapılması gündeminizde midir?
Bir yanıt bırakın