KAHRAMANMARAŞ’TAKİ TUT DAĞI, MADRA DAĞI VE İSTANBUL SARIYER HAKKINDA İLGİLİ BAKANLIKLARA YÖNELİK ÜÇ AYRI SORU ÖNERGESİ

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Aşağıdaki soruların Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan BAYRAKTARtarafından Anayasa’nın 98’inci ve İçtüzüğün 96’ncı ve 99’uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

  İbrahim AKIN

İzmir Milletvekili

Kahramanmaraş ili Türkoğlu ilçesine bağlı Cennetpınarı Mahallesi sınırları içerisinde yer alan Tut Dağı çevresinde, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından Med Restorasyon İnşaat Elektrik Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adına 202600149 numaralı II-B Grubu maden arama ruhsatı verildiği kamuoyuna yansımıştır.

6 Mayıs 2026 tarihinde yürürlüğe girdiği belirtilen ruhsatın yaklaşık 99,98 hektarlık bir alanı kapsadığı, ruhsat sınırları içerisinde köy yerleşim alanlarının, tarım arazilerinin, mera alanlarının, su deposunun ve yeraltı su kaynaklarının bulunduğu ileri sürülmektedir.

Bölge halkı, söz konusu ruhsat sahasının köy yerleşimine sıfır noktada bulunduğunu, proje alanının mezarlık alanlarına kadar uzandığını, bölgede halihazırda faaliyet gösteren taş ocaklarının yarattığı ekolojik tahribatın yeni projelerle daha da derinleşeceğini ifade etmektedir. Yurttaşlar ayrıca maden faaliyetlerinin toz, gürültü ve su kaynaklarının zarar görmesi nedeniyle tarımsal üretim, hayvancılık ve yaşam koşulları üzerinde geri dönüşü olmayan sonuçlar doğuracağından endişe etmektedir.

Bu bilgiler doğrultusunda;

  1. Kahramanmaraş ili Türkoğlu ilçesi Cennetpınarı Mahallesi sınırları içerisinde Med Restorasyon İnşaat Elektrik Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adına verilen 202600149 numaralı II-B Grubu maden arama ruhsatının kapsamı nedir?
  2. Ruhsat sahası içerisinde köy yerleşim alanları, konutlar, tarım arazileri, mera alanları, mezarlıklar, içme suyu depoları veya içme-kullanma suyu kaynakları bulunmakta mıdır?
  3. Ruhsat verilmeden önce söz konusu alanın tarımsal üretim, hayvancılık faaliyetleri ve mera kullanımı açısından taşıdığı önem konusunda herhangi bir etüt veya değerlendirme yapılmış mıdır?
  4. Ruhsat sahasının yeraltı ve yerüstü su kaynakları üzerindeki olası etkilerine ilişkin hidrojeolojik inceleme yapılmış mıdır? Yapılmış ise sonuçları nelerdir?
  5. Söz konusu ruhsat verilmeden önce ilgili kamu kurumlarının, yerel yönetimlerin ve mahalle sakinlerinin görüşleri alınmış mıdır?
  6. Ruhsat sahibi şirket tarafından yürütülmesi planlanan faaliyetler için Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci başlatılmış mıdır? Başlatılmış ise süreç hangi aşamadadır?
  7. Bölge halkının su kaynaklarının zarar göreceği yönündeki endişeleri dikkate alınarak herhangi bir koruma veya izleme mekanizması oluşturulmuş mudur?
  8. Ruhsat sahasında yapılacak faaliyetlerin mera alanları üzerinde yaratacağı etkiler konusunda Tarım ve Orman Bakanlığı’nın uygun görüşü alınmış mıdır?

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Aşağıdaki soruların Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat KURUMtarafından Anayasa’nın 98’inci ve İçtüzüğün 96’ncı ve 99’uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını talep ederim.

İbrahim AKIN

İzmir Milletvekili

Balıkesir ili İvrindi ilçesinde, Nurol Holding iştiraki TÜMAD Madencilik tarafından işletilen İvrindi Altın ve Gümüş Madeni için hazırlanan kapasite artışı projesine Bakanlığınız tarafından “ÇED Olumlu” kararı verildiği kamuoyuna yansımıştır.

Proje kapsamında mevcut 835,53 hektarlık ÇED alanının 452,44 hektar genişletilerek toplam 1.287,97 hektara çıkarılacağı, yıllık cevher üretiminin 7,76 milyon tondan 15,5 milyon tona yükseltileceği ve yığın liç tesisinin kapasitesinin yaklaşık iki katına çıkarılacağı belirtilmektedir.

ÇED raporunda kapasite artışına konu alanın tamamının orman niteliğinde olduğu ve proje kapsamında 66 bin 410 ağacın kesileceği belirtilmiştir. Proje alanının aynı zamanda Kuzey Ege Havzası ile Susurluk Havzası arasındaki kritik bir ekolojik bölgede yer aldığı, Ardıçtepe Barajı ile planlama aşamasındaki Küçükılıca Barajı’nın su toplama havzasını etkileyebileceği belirtilmektedir.

Madra Dağı su kaynakları, biyolojik çeşitlilik, tarımsal üretim ve kırsal yaşam bakımından bölgenin en önemli doğal alanlarından biridir. İklim krizinin etkilerinin giderek ağırlaştığı bir dönemde on binlerce ağacın kesilmesini gerektiren bir kapasite artışına izin verilmesi, kamu yararı ve çevresel sürdürülebilirlik açısından tartışmalara yol açmıştır.

Bu bilgiler doğrultusunda;

  1. TÜMAD Madencilik tarafından Balıkesir ili İvrindi ilçesinde yürütülen İvrindi Altın ve Gümüş Madeni kapasite artışı projesine hangi gerekçelerle “ÇED Olumlu” kararı verilmiştir?
  2. Kapasite artışı kapsamında kesileceği belirtilen 66 bin 410 ağacın türleri, yaşları ve kapladıkları alan ne kadardır?
  3. Kesilecek ağaçların bulunduğu alanların tamamının orman vasfında olduğu doğru mudur?
  4. Proje nedeniyle yok edilecek orman ekosisteminin karbon tutma kapasitesinde meydana gelecek kayıp hesaplanmış mıdır?
  5. ÇED sürecinde proje alanında yaşayan veya projeden etkilenecek yurttaşların, meslek odalarının ve ekoloji örgütlerinin görüşleri alınmış mıdır?
  6. Kapasite artışı sonrasında yıllık cevher üretiminin iki katına çıkmasının hava kalitesi, toz emisyonu, gürültü ve su tüketimi üzerindeki etkilerine ilişkin hangi değerlendirmeler yapılmıştır?
  7. Yığın liç tesisinin kapasitesinin 75,3 milyon tondan 155,3 milyon tona çıkarılması sonucunda kullanılacak kimyasalların miktarında ne kadar artış öngörülmektedir?
  8. Proje kapsamında siyanür ve diğer tehlikeli kimyasalların yerüstü ve yeraltı sularına karışma riskine ilişkin hangi önlemler alınacaktır?
  9. Proje alanının Ardıçtepe Barajı ve Küçükılıca Barajı’nın su toplama havzasında yer aldığı dikkate alındığında, içme ve sulama suyu kaynaklarına yönelik risk analizleri yapılmış mıdır?
  10. Daha önce gerçekleştirilen madencilik faaliyetleri nedeniyle sahada oluşan çevresel tahribatın giderilmesine ilişkin Bakanlığınızca hazırlanmış bir rehabilitasyon raporu bulunmakta mıdır?
  11. Son on yılda Balıkesir ilinde altın madenciliği faaliyetleri için verilen “ÇED Olumlu” kararlarından kaçı orman alanlarında bulunan projelere ilişkindir?

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Aşağıdaki sorularımın Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Sayın Murat Kurum tarafından Anayasa’nın 98’inci ve İçtüzüğün 96’ncı ve 99’uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

   İbrahim Akın  İzmir Milletvekili

İstanbul’un Sarıyer ilçesi Poligon Mahallesi’nde (380 ada 24 parsel) bulunan ve 35 hanenin yaklaşık yarım asırdır yaşamını sürdürdüğü alan, 2021 yılında “rezerv yapı alanı” ilan edildi. 2023 yılında 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanundaki değişiklerle mahalle sakinlerinin ellerinden alınmıştır. Bölge halkının yıllardır var ettiği mahalle kültürü ve dayanışma ağları; kapsayıcı, halkı sürece dahil eden bir yerinde dönüşüm projesiyle iyileştirilmek yerine, doğrudan belirli şirketlere alan açmak amacıyla tasfiye edilmektedir.

Halkın iradesi ve rızası yok sayılarak 19 Eylül 2024 tarihinde gerçekleştirilen pay satış ihalesine yalnızca Nar Enerji Grubu ve Pelit İnşaat şirketleri katılmıştır. Boğaziçi’nin önemli doğal varlıklarına komşu olan bu değerli alanda, yurttaşların mülklerine metrekare başına 41.200 TL gibi piyasa gerçekliğinden tamamen uzak, son derece düşük bedeller biçilmiştir. Bugün rayiç bedeli 50 milyon ile 150 milyon TL arasında değişen evler için, yurttaşların banka hesaplarına kendi bilgileri ve onayları dışında yalnızca 1,2 milyon ila 2,5 milyon TL arasında paralar yatırılmış, ardından tapularının devredildiği öğrenilmiştir.

Barınma hakkı temel bir haktır. Dar gelirli yurttaşları mülksüzleştirerek kent merkezinin dışına süren, yaşadıkları kentte dahi oturamayacak bir duruma düşüren ve kent mekanlarını yalnızca birer rant aracı olarak gören bu politikalar, toplumsal eşitsizliği derinleştirmektedir. Beklenti; kenti rant odaklı değil, mahallelinin güvencesini ve toplumsal dayanışmayı merkeze alarak halkla birlikte dönüştürmektir.

Bu bağlamda;

  1. Sarıyer Poligon Mahallesi 380 ada 24 parselde yaşayan 35 hanenin evlerinin, kendi rızaları ve onayları alınmadan 19 Eylül 2024 tarihinde “rezerv yapı alanı” gerekçesiyle pay satış ihalesine çıkarılmasının gerekçesi nedir? Süreç neden mahalle halkından gizlenerek yürütülmüştür?
  2. Söz konusu alanda mülk değerlemeleri yapılırken metrekare başına 41.200 TL bedel hangi somut verilere göre belirlenmiştir? Gerçek değeri 50 ila 150 milyon TL olan mülkler için yurttaşlara 1,2 ila 2,5 milyon TL ödenmesi, halkın mülksüzleştirilerek Nar Enerji Grubu ve Pelit İnşaat’a haksız bir değer aktarımı yapıldığı anlamına gelmemekte midir?
  3. İlgili ihaleye sadece adı geçen iki şirketin katılmış olması Bakanlığınızın denetimine tabi olmuş mudur? Bu durum, rekabet koşulları ve şeffaflık ilkeleriyle bağdaşmakta mıdır?
  4. Mahalle sakinlerinin onayı dahi alınmadan, banka hesaplarına tek taraflı olarak para yatırılması ve tapularının devredilmesi hangi hukuki mevzuata dayandırılmaktadır?
  5. Yurttaşları kendi mahallelerinden koparan, ötekileştirici sürgün politikaları yerine; mahalleliyi sürece dahil eden, hak kayıplarını önleyen, toplumsal dayanışmayı ve “yerinde dönüşümü” merkeze alan yeni bir planlama yapılması gündeminizde midir?
  6. Yargı sürecinde mahalleli lehine alınan kararların (yürütmeyi durdurma veya iptal) istinaf gibi üst mercilerde olağandışı bir hızla bozularak sürecin tamamen şirketlerin menfaatine göre işletildiği yönündeki iddialara dair Bakanlığınızın bir incelemesi bulunmakta mıdır? Devam eden hukuki itirazları yok sayarak sürdürülen bu mülksüzleştirme pratiğini durdurmak adına yargı süreci sonuçlanana kadar tüm işlemleri askıya almayı planlıyor musunuz?

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*