1- ÇEVRE ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANINA;
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Aşağıdaki soruların Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat KURUM tarafından Anayasa’nın 98’inci ve İçtüzüğün 96’ncı ve 99’uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
İbrahim AKIN
İzmir Milletvekili
Muğla ili Yatağan, Milas ve Menteşe ilçelerinin kesişim noktasında, 1982 yılından bu yana faaliyet gösteren Yatağan Termik Enerji Üretim A.Ş., bölgedeki doğal yaşam alanları, tarım arazileri, kültürel miras ve en önemlisi halk sağlığı için büyük bir tehdit oluşturmaya devam etmektedir. Şirketin faaliyetlerinin durdurulması yönünde mahkemeler tarafından verilmiş çok sayıda açık ve uygulanması zorunlu karar bulunmasına rağmen, bu kararlar yok sayılmakta ve santral, hukuka aykırı bir şekilde çalıştırılmaktadır. Bu durum, anayasal bir ilke olan hukuk devleti ilkesinin bizzat yürütme organı eliyle askıya alındığını göstermektedir.
Şirketin tünel kazılarında kullanılan dinamitler nedeniyle yer altı su varlıkları zarar görmüş, yöredeki su kuyuları kuruma noktasına gelmiştir. Köyün merkezinde bulunan su deposunda su kalmamıştır. Yatağan Ovası’nın zeytinliklerinde derin çatlaklar oluşmuştur. Sadece zeytinlikler değil insanların kutsalları olan mezarlıklarda bile çok derin çatlaklar oluşmuş, mezarlıklar zarar görmüştür. Ulaştığımız bilgiye göre yurttaşlardan biri bahçesini vermeyince maden şirketi o bahçenin altından kazarak maden çıkartmaya devam etmiştir ve toprağa, bahçeye zarar vermiştir.
Bölge halkının ve çevre örgütlerinin yıllardır sürdürdüğü hukuk mücadelesi sonucunda; 2019 yılında, şirketin Turgut köyü mevkiindeki maden sahası için verilen ruhsat, bölgedeki zeytinliklere ve tarım arazilerine vereceği zarar nedeniyle iptal edilmiştir. Santralin kömür sahasını genişletmek istediği alanların, aralarında Lagina Antik Kenti gibi, UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Stratonikeia Antik Kenti gibi 1. ve 3. derece arkeolojik sit alanlarının da bulunduğu koruma alanları içinde kaldığı ve bu alanlarda madencilik faaliyetinin yapılamayacağı defalarca mahkeme kararlarıyla hüküm altına alınmıştır. En yakın tarihli olarak 2023 yılında Muğla 1. İdare Mahkemesi, şirketin yasa dışı olarak açtığı belirtilen tünellerle ilgili süreci değerlendirmiş ve maden sahasındaki faaliyetler için verilen “ÇED Gerekli Değildir” kararını ve bu karara dayanak olan tüm işlemleri iptal etmiştir.
Tüm bu yargı kararlarına rağmen, Yatağan Termik Santrali faaliyetlerine devam etmekte, hatta kapasite artışı için yeni kömür ocağı projeleriyle ilgili Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreçlerini başlatabilmektedir. Bu durum, şirketin yargı kararlarını tanımadığını ve iktidarın da bu hukuksuzluğa göz yumduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Diğer yandan, 19 Temmuz 2025’te TBMM’de kabul edilen ve kamuoyunda “Maden Torba Yasası” olarak bilinen kanun değişikliği, çevre ve yaşam alanlarını korumayı amaçlayan yasal güvenceleri daha da zayıflatmış, maden şirketlerine yargı kararlarını ve yönetmelikleri bypass etme imkânı tanıyacak düzenlemeler içermektedir. Bu yasa, Yatağan’daki gibi hukuksuzlukları meşrulaştırma ve ülkenin dört bir yanındaki ekolojik yıkımın önünü açma potansiyeli taşımaktadır.
Şirket ve bazı çevreler tarafından gündeme getirilen “2.000 kişi işsiz kalabilir” söylemi ise, bölge halkının sağlığını, toprağını ve geleceğini sermayenin kâr hırsına kurban eden bir şantaj dilidir. Hükümetin görevi, hukuka aykırı çalışan bir şirketin savunuculuğunu yapmak değil, bölgedeki emekçiler için onurlu bir gelecek ve “adil bir geçiş” süreci planlamaktır.
Bu bağlamda;
- Muğla 1. İdare Mahkemesi’nin 2023’teki iptal kararı ve daha önceki yıllarda verilmiş ruhsat iptali kararları gibi kesinleşmiş ve uygulanması zorunlu yargı kararlarına rağmen Yatağan Termik Santrali’nin faaliyetlerine devam etmesinin hukuki dayanağı nedir?
- Bu kararlar doğrultusunda Yatağan Termik Santrali’nin faaliyetlerini durduracak mısınız?
- Hukuken faaliyetlerinin durdurulması gereken bir işletmenin, mevcut sahasındaki hukuksuzluklar devam ederken, yeni bir kömür ocağı projesi için ÇED sürecini başlatmasına nasıl izin verilmektedir? Bu durum, Bakanlığınızın kendi yönetmelikleri ve yargı kararlarıyla çelişmekte değil midir?
- Santralin faaliyet alanı içindeki 1. ve 3. derece arkeolojik sit alanlarının ve zeytinliklerin korunması için Bakanlığınız ne gibi önlemler almaktadır? Mahkeme kararlarıyla koruma altına alınan bu alanların 19 Temuuz’da kabul edilen “Maden Yasası” ile madencilik faaliyetleri sonucu yok edilmesi riskine karşı tasarrufunuz nedir?
- Santralde çalışan yaklaşık 2.000 emekçinin işsiz kalma riski, işçiler dahil bölge halkının kanser ve solunum yolu hastalıkları riskine maruz bırakılması için bir gerekçe olabilir mi? Şirketin hukuksuz faaliyetlerinin durdurulması ile bölgedeki emekçiler için alternatif istihdam alanları yaratacak, Muğla’nın ekolojik ve turistik potansiyeline uygun bir “Adil Geçiş Planı” hazırlanmakta mıdır? Bu konuda yapılmış herhangi bir çalışma var mıdır? Varsa nedir?
2- KÜLTÜR VE TURİZM BAKANINA;
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Aşağıdaki soruların Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri ERSOY tarafından Anayasa’nın 98’inci ve İçtüzüğün 96’ncı ve 99’uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
İbrahim AKIN
İzmir Milletvekili
Muğla, sahip olduğu antik kentler, doğal güzellikleri ve binlerce yıllık tarihiyle sadece Türkiye’nin değil, dünyanın en önemli kültür ve turizm destinasyonlarından biridir. Bu zengin mirasın korunması ve gelecek nesillere aktarılması, en temel anayasal ve yasal sorumluluklardan biridir. Bakanlığınızın temel varlık sebebi de bu sorumluluğu yerine getirmektir.
Ancak, Yatağan Termik Enerji Üretim A.Ş.’nin on yıllardır süren faaliyetleri ve bu faaliyetleri sürdürmek için genişletmek istediği kömür madeni sahaları, bu kadim coğrafyanın kültürel dokusunu ve turizm potansiyelini geri dönülmez bir şekilde tehdit etmektedir. Bu tehditlerin en somut ve endişe verici olanı, şirketin maden sahasının, Antik Karia Bölgesi’nin en önemli kutsal alanlarından biri olan ve 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı statüsündeki Lagina Hekate Kutsal Alanı’nın koruma sınırlarına dayanmış olmasıdır.
Mahkemelerin verdiği kararlarda, sit alanları ve koruma bölgelerinde madencilik faaliyeti yapılamayacağı açıkça belirtilmiş olmasına rağmen, Yatağan Termik Santrali’nin bu yöndeki girişimleri ve mevcut faaliyetlerinin yarattığı çevresel tahribat (asit yağmurları, hava kirliliği vb.) bölgedeki anıt eserlere, antik kalıntılara ve taş yapıtlara ciddi zararlar vermektedir. UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Stratonikeia Antik Kenti’nin de bu kirlilikten etkilendiği bilinmektedir.
Bakanlığınızın asli görevi, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu uyarınca bu mirası her türlü tehdide karşı korumaktır. Bir yanda Türkiye’nin turizm gelirlerini artırmaya yönelik çalışmalar yapılırken, diğer yanda turizmin can damarı olan tarihi ve doğal zenginliklerin bir enerji şirketinin kâr hırsı uğruna yok edilmesine göz yumulması kabul edilemez bir çelişkidir.
Bu bağlamda;
- Derece Arkeolojik Sit Alanı olan Lagina Hekate Kutsal Alanı’nı, Yatağan Termik Santrali’nin maden genişletme faaliyetlerinin yarattığı doğrudan tehditten korumak amacıyla Bakanlığınız tarafından bugüne kadar hangi somut ve hukuki adımlar atılmıştır? Şirketin bu alanı tehdit eden faaliyetlerinin durdurulması için alınmış bir Bakanlık kararınız var mıdır?
- Bakanlığınız, Yatağan Termik Santrali’nin yarattığı hava kirliliği ve asit yağmurlarının, başta Lagina Hekate Kutsal Alanı ve UNESCO Geçici Miras Listesi’ndeki Stratonikeia Antik Kenti olmak üzere, bölgedeki diğer kültür varlıkları üzerinde yarattığı tahribata ilişkin bilimsel bir hasar tespit çalışması yaptırmış mıdır? Yaptırdıysa sonuçları nelerdir?
- Yatağan Termik Santrali’nin yeni kömür ocağı projeleri için başlatılan Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreçlerinde, Bakanlığınızdan görüş istenmiş midir? İstendiyse, Bakanlığınızın bu projelere ilişkin, koruma altındaki kültür varlıkları üzerindeki olumsuz etkilerini belirten raporu veya kurumsal görüşü ne yönde olmuştur? Bakanlığınızın olumsuz görüşüne rağmen süreç devam ettirilmekte midir?
- Bakanlığınız, 2863 sayılı Kanun gereğince, Lagina Hekate Kutsal Alanı’nın koruma sınırları içerisinde ve çevresinde her türlü madencilik faaliyetini kesin ve süresiz olarak engelleyecek nihai bir karar almış mıdır? Alınan ya da alınacak bu kararın uygulanmasına ilişkin tasarrufunuz nedir?
3- ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANINA;
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Aşağıdaki soruların Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan BAYRAKTAR tarafından Anayasa’nın 98’inci ve İçtüzüğün 96’ncı ve 99’uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
İbrahim AKIN
İzmir Milletvekili
Muğla ili Yatağan, Milas ve Menteşe ilçelerinin kesişim noktasında, 1982 yılından bu yana faaliyet gösteren Yatağan Termik Enerji Üretim A.Ş., bölgedeki doğal yaşam alanları, tarım arazileri, kültürel miras ve en önemlisi halk sağlığı için büyük bir tehdit oluşturmaya devam etmektedir. Şirketin faaliyetlerinin durdurulması yönünde mahkemeler tarafından verilmiş çok sayıda açık ve uygulanması zorunlu karar bulunmasına rağmen, bu kararlar yok sayılmakta ve santral, hukuka aykırı bir şekilde çalıştırılmaktadır. Bu durum, anayasal bir ilke olan hukuk devleti ilkesinin bizzat yürütme organı eliyle askıya alındığını göstermektedir.
Şirketin tünel kazılarında kullanılan dinamitler nedeniyle yer altı su varlıkları zarar görmüş, yöredeki su kuyuları kuruma noktasına gelmiştir. Köyün merkezinde bulunan su deposunda su kalmamıştır. Yatağan Ovası’nın zeytinliklerinde derin çatlaklar oluşmuştur. Sadece zeytinlikler değil insanların kutsalları olan mezarlıklarda bile çok derin çatlaklar oluşmuş, mezarlıklar zarar görmüştür. Ulaştığımız bilgiye göre yurttaşlardan biri bahçesini vermeyince maden şirketi o bahçenin altından kazarak maden çıkartmaya devam etmiştir ve toprağa, bahçeye zarar vermiştir.
Bölge halkının ve çevre örgütlerinin yıllardır sürdürdüğü hukuk mücadelesi sonucunda; 2019 yılında, şirketin Turgut köyü mevkiindeki maden sahası için verilen ruhsat, bölgedeki zeytinliklere ve tarım arazilerine vereceği zarar nedeniyle iptal edilmiştir. Santralin kömür sahasını genişletmek istediği alanların, aralarında Lagina Antik Kenti gibi, UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Stratonikeia Antik Kenti gibi 1. ve 3. derece arkeolojik sit alanlarının da bulunduğu koruma alanları içinde kaldığı ve bu alanlarda madencilik faaliyetinin yapılamayacağı defalarca mahkeme kararlarıyla hüküm altına alınmıştır. En yakın tarihli olarak 2023 yılında Muğla 1. İdare Mahkemesi, şirketin yasa dışı olarak açtığı belirtilen tünellerle ilgili süreci değerlendirmiş ve maden sahasındaki faaliyetler için verilen “ÇED Gerekli Değildir” kararını ve bu karara dayanak olan tüm işlemleri iptal etmiştir.
Tüm bu yargı kararlarına rağmen, Yatağan Termik Santrali faaliyetlerine devam etmekte, hatta kapasite artışı için yeni kömür ocağı projeleriyle ilgili Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreçlerini başlatabilmektedir. Bu durum, şirketin yargı kararlarını tanımadığını ve iktidarın da bu hukuksuzluğa göz yumduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Diğer yandan, 19 Temmuz 2025’te TBMM’de kabul edilen ve kamuoyunda “Maden Torba Yasası” olarak bilinen kanun değişikliği, çevre ve yaşam alanlarını korumayı amaçlayan yasal güvenceleri daha da zayıflatmış, maden şirketlerine yargı kararlarını ve yönetmelikleri bypass etme imkânı tanıyacak düzenlemeler içermektedir. Bu yasa, Yatağan’daki gibi hukuksuzlukları meşrulaştırma ve ülkenin dört bir yanındaki ekolojik yıkımın önünü açma potansiyeli taşımaktadır.
Şirket ve bazı çevreler tarafından gündeme getirilen “2.000 kişi işsiz kalabilir” söylemi ise, bölge halkının sağlığını, toprağını ve geleceğini sermayenin kâr hırsına kurban eden bir şantaj dilidir. Hükümetin görevi, hukuka aykırı çalışan bir şirketin savunuculuğunu yapmak değil, bölgedeki emekçiler için onurlu bir gelecek ve “adil bir geçiş” süreci planlamaktır.
Bu bağlamda;
- Yatağan Termik Santrali’nin, 2019’daki ruhsat iptali ve 2023’teki “ÇED Gerekli Değildir” kararının iptali gibi kesinleşmiş mahkeme kararlarına rağmen faaliyetlerine devam etmesinin hukuki dayanağı nedir?
- Muğla 1. İdare Mahkemesi’nin iptal kararlarına rağmen, Yatağan Termik Enerji A.Ş.’nin Turgut Mahallesi’ndeki ruhsatsız kömür madeni faaliyetlerine devam etmesine neden izin verilmektedir? Şirketin faaliyetlerinin durdurulması yönünde mahkemeler tarafından verilmiş çok sayıda karar bulunmasına rağmen, Bakanlığınız bu kararları uygulamak adına hangi adımları atmıştır?
- Hukuken faaliyetlerinin durdurulması gereken bir işletmenin, mevcut sahasındaki hukuksuzluklar devam ederken, yeni bir kömür ocağı projesi için Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreçlerini başlatmasına nasıl izin verilmektedir? Bakanlığınız bu süreçte hangi görüşü bildirmiştir?
- 19 Temmuz 2025’te kabul edilen “Maden Torba Yasası”nın, Yatağan’daki gibi yargı kararlarını ve yönetmelikleri bypass etme potansiyeli taşıdığı iddialarına karşı Bakanlığınızın bu yasanın uygulanmasına ilişkin tasarrufu ne olacaktır?
Bir yanıt bırakın